EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Önce alternatif yolları deneyin, yaygarayı sonra koparın

Salı akşamüstü bir buçuk saatlik bir uçak yolculuğuyla Türkiye'ye geldim... Atatürk Hava Limanı'ndan (AHL), Anadolu yakasına geçmek ise bakımonarım çalışmaları yüzünden tam üç saat sürdü.
Eğer yanımızda büyük bavullar yerine, kabin tipi, tekerlekli küçük valizler olsaydı; ben ne yapacağımı çok iyi biliyordum:
Bir taksiye binip, "Kabataş'a gidelim" derdim. Dolmabahçe'ye çıkan tünelleri de kullanarak kısa sürede varırdık.
Oradan vapurla Kadıköy'e (ya da motorla Üsküdar'a) geçer, sonra da bir başka taksiyle eve ulaşırdık.

Tarifeleri kaydettiniz mi?

Yoğun saat olduğu için metrobüse değinmedim. Bir keresinde AHL'ye metrobüsle gitmiştim: Orta boy çantayla Söğütlüçeşme'den otobüse bindim... Zeytinburnu durağında inip, AHL'ye giden metroya bindim...
Bu yolculuğun iyi yanı son derece ucuz olmasıydı... Ancak 80 dakikalık süre biraz fazlaydı. Bir de ben iç hatlara gidecektim, ancak metro dış hatların ucunda bırakıyor. Yürü babam yürü...
Dün Şişhane'deki İKSV mağazasına gitmemiz gerekti. Bir araçla Harem'e indik. Baktık ki kuyruk uzun; aracı bırakıp feribota yayan bindik. Sirkeci'ye vardıktan sonra gerisi kolaydı.
O arada cep telefonumdan şehir hatları tarifesine baktım. Üsküdar'dan kalkıp, Haliç'e giden vapuru kaçırmasaydık... İster Karaköy'de iner, tünelle Şişhane'ye gider... İster Kasımpaşa'da iner, taksiyle Şişhane'ye geçerdik.

Klima-radyo tembelliği

Bu örnekleri niye verdim? Bugünlerde Belediye Başkanı Kadir Topbaş çok eleştiriliyor ama onun döneminde alternatif ulaşım yolları fevkalade çeşitlendi.
Yani otomobille Boğaz köprülerinden geçmek tek yol değil. Elbette zorunlu durumlar var. Ama mecbur olmamalarına rağmen, köprüyü ille de aracıyla geçmeye çalışanlar olduğunu biliyorum.
Birçok kişi "Bu sıcakta asla dışarıya çıkmam: Açarım klimamı ve radyomu, öyle giderim... Varsın üç saat sürsün" diye düşünüyor.
Tabii bir de kafasını çalıştırmayanlar bulunuyor: Alternatifleri düşünmüyorlar bile... Varsa yoksa özel araç...
Alternatif yollar dedim de aklıma geldi. Bu kez örnek karlı bir kış gününden... Üsküdar'a geçtim, Kadıköy'e gideceğim... Baktım ne dolmuş var, ne taksi... Millet titreye titreye durakta Kadıköy otobüsünü bekliyor. Önlerinden geçen diğer otobüslere bakmıyorlar bile...
Hemen Bağlarbaşı'na çıkan bir otobüse atladım. Orada inip, Çamlıca yönünden gelen bir otobüse bindim. Kar yüzünden yollar boş olduğundan ve de sadece belediye otobüsleri zincir taktığı için, fevkalade kısa bir sürede Kadıköy'e ulaştım.

'Mavi Kart' kuşağı
Biz üstünde fotoğrafımız bulunan, aylık kupon kenarına iliştirilen "mavi kart" döneminin çocuklarıyız. O yıllardan kalma alışkanlıkla, alternatif ulaşım yollarını hem biliriz, hem de kullanmaktan zevk alırız.
Halbuki günümüzün İstanbul'u... Sadece cep telefonundan değil, aracından da ayrılamayan burjuvalar... Ve de otomobile 35 bin lira saydıktan sonra, üç kuruşluk Köprü zammına laf eden orta sınıf zırzırlarıyla dolu... Tabii bir de yasak olmasına rağmen, saat 18.00'de İkinci Köprü'ye dalan oportünist TIR şoförleri var...
Meseleyi yaratan sadece basiretsiz yöneticiler değil, aynı zamanda işte bu insan malzemesi.