EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Böyle gençler yetiştirmek doğru mu?

Aradığım çarpıcı örneği, gazeteci-tarihçi Murat Bardakçı'nın geçen günkü yazısında buldum. Olay Bardakçı'nın tarih profesörü bir arkadaşının başına geliyor. Üniversitedeki dersin konusun Piri Reis'in ünlü haritası...
Bilirsiniz; bu haritada mucize arayanlar vardır. O kadar ki Erich von Daniken adlı şarlatan, haritayı ünlü denizcimize uzaylıların verdiğini dahi iddia etmiştir.
Daniken'in "Tanrıların Arabaları" adlı kitabını gençken okumuştum. Tecrübesiz akılları çelecek cinsten bir kitaptı. Ben de bir "Piri Reis mucizesi" ile karşı karşıya olduğumu sanmıştım.

Piri Reis'in sırrı

Nerede kalmıştık? Evet, hoca sınıfa hem Piri Reis'in (1465?-1554) Kitab-ı Bahriye isimli eserini, hem de haritasını getirir...
Kitaptan ve Piri Reis'in haritanın kenarına düştüğü notlardan örnekler vererek anlatmaya başlar:
"Piri Reis'in haritası özgün bir çizim değildir" der: "Sözünü ettiği yerlerin çoğuna hiç gitmemiştir. Bu haritayı nasıl çizdiğini kitabında ve çizimin üzerindeki açıklamalarında teferruatıyla anlatır: 'Bana filanca isimli denizcilerin daha önce yaptıkları haritaları getirdiler. Hem onlardan, hem de diğer kitaplardan istifade ederek kendi haritamı çizdim' diye yazar..."

Palavralar bilgiyi döver
Özetle... Piri Reis'in bizzat ifade ettiği gibi... Haritası orijinal değildir. Başkalarının çizdiği haritalardan yararlanarak yapılmıştır. Yani bir derlemedir.
Ben bu bilgiyi ilk öğrendiğimde, "Erich von Daniken bizi fena kerizlemiş" demiştim. Peki derste ne olmuş dersiniz? Ben Daniken'e kızmıştım. Öğrenciler ise profesöre kızmış!
"Hocam, öyle şey olmaz! Piri Reis görmediği yeri çizmemiştir" demişler.
Adamcağız şaşırmış. Piri Reis'in bizzat yazdığı metinleri göstermiş. Harita konusunda kaydettiği her şeyi öğrencilerine okumuş.
"Dilimde tüy bitti, bilmem neremden ter damladı," diye anlatıyor o sırada yaşadıklarını: "ama sınıfı ikna edemedim..."

İşte güdülecek beyinler
Burada durup soralım: Nasıl oluyor da öğrenciler dersi somut örneklerle anlatan profesöre değil de... İnternette dolaşan uydurmalara, kulaktan kulağa yayılan palavralara, kahvede dinlediklerine inanıyorlar?
Bunun bir açıklaması da, gençlerin taze zihinlerine zerk edilen MOT (Müslüman-Osmanlı-Türk) ideolojisi... Bu çocuklar "MOT olan her şey iyidir, güzeldir, doğrudur" diye yetiştiriliyor. (Tabii bunun bir de tersi var: Mesela "Ermeni ve Yahudi olan her şey kötüdür" gibi...)
"Madem Piri Reis bir Müslüman Osmanlı, o halde asla derleme yapmaz. Onun çalışması mutlaka orijinaldir, hastır, biriciktir. Dolayısıyla internette dolanan ve Piri Reis'i yücelten hikâyeler gerçektir; hocanın anlattıkları ise yanlıştır."

Savaşın amacı nedir?

Hayata böyle bakan bir kafa, yönlendirmeye, provokasyona, fitneye ardına kadar açıktır: Bu gençlere her şeyi yaptırabilirsiniz; yeter ki propagandaya MOT'a övgüler düzerek başlayın.
Kıssadan hisse: Dindar ve de kindar bir gençlikten önce, akıllı ve mantıklı bir gençlik yetiştirmeye çalışmalıyız. Çünkü ilki düşen uçakta kahramanca ölmeyi, ikincisi ise o uçağı indirecek silahı yapmayı bilir.
General Patton ne demişti? "Savaşın amacı yurdun için ölmek değil, düşmanın kendi yurdu için ölmesini sağlamaktır."