EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Buharla çalışan tarihi robot

İstanbul Erkek Liseliler Derneği, "Sarı-Siyah" adlı bir dergi yayınlıyor. Dosya konusu olarak sanal dünyayı ele alan Sarı- Siyah'ın son sayısına (9) göz gezdirirken, dijital teknolojinin tarih algımızı bile nasıl değiştirdiğine dair ilginç bir örnekle karşılaştım:
Dergide şöyle bir değinilip geçilen Boilerplate'in öyküsü... Araştırınca matrak bir olayla karşılaştım.
"Boilerplate" kelimesinin İngilizcede iki anlamı var:
1) Kazan plakası... Özellikle buhar kazanlarının üstüne raptedilen ve kazan hakkında bilgi veren plakalara "boilerplate" deniyor.
Diğer anlamı ise "standart metin"... Bir kere kaleme alındıktan sonra olduğu gibi ya da küçük değişikliklerle sürekli kullanılan metinlere bu ad veriliyor.
Bir de sanal alemde oluşturulan, hayali robot Boilerplate var ki onun öyküsü gayet eğlenceli. (Serbest çeviriyle Demir Kafa denebilir.)
Resmini gördüğünüz komik görünüşlü robotu yaratma fikri sanatçı Paul Guinan'a ait... ABD'li Guinan, 2000 yılında çizgi romanda kullanmak üzere bir robot resmi çiziyor.
Ama daha sonra çizgi roman fikriyle yetinmiyor ve Boilerplate için eşi Anina Bennett ile birlikte bir internet sayfası hazırlıyor.
Sanatçı Paul Guinan, çizgiyle yarattığı robotun maketini de yapıyor. Sonra da buhar gücüyle çalışan bu robot için bir öykü uyduruyor... Ardından da robotu tarihin içine sokarak, fotoşop ve diğer programları kullanarak ünlü simalarla bir araya getiriyor.

Ünlülerin robot arkadaşı
Hikayeye göre buharla çalışan robot, Prof. Archibald Campion tarafından 1880'li yıllarda imal ediliyor.
İnsanlar Boilerpalte ile ilk kez 1893'te ABD'nin Şikago kentinde düzenlenen Dünya Fuarı esnasında tanışıyor. (Not: Bu fuara Osmanlı da görkemli bir reyonla katılmıştır.)
Prof. Campion'un amacı savaşlardaki ölümleri robot sayesinde engellemektir. Böylece Boilerplate çeşitli maceralara atılıyor.
Onu 26'ncı Başkan Teddy Roosevelt ve Meksikalı devrimci Panço Villa ile birlikte görüyoruz.
Antarktika'ya gidiyor. İspanya-Amerika Savaşı'na ve Boer Ayaklanması'na katılıyor. Yazar Mark Twain ve bilimci Nikola Tesla ile arkadaş oluyor.
Boks yapıyor, ayılarla güreşiyor. Sessiz filmleri çekiliyor.
Boilerplate son olarak Birinci Dünya Savaşı'nda Binbaşı Whittlesey komutasındaki cesur 'Kayıp Tabur'da görülüyor...
Almanların incelemek üzere robota el koydukları sanılıyor.

Öykünün inananı çok
Ben bu öyküyü okurken çok eğlendim. Belli ki sanatçı Paul Guinan da onu kurgularken çok eğlenmiş.
Peki, Boilerplate için oluşturulan internet sitesini ziyaret edenlerin tepkisi nasıl olmuş dersiniz?
İşin o yönü gırgırı daha da artırıyor: Sanatçının tahminine göre siteyi inceleyenlerin üçte biri bu olaya inanmış...
Günümüzde sanat böyle de yapılıyor işte: Gerçek ile kurgu iç içe geçiyor; hangisinin nerede başladığı, diğerinin nerede bittiği belli olmuyor.