Kımıltı başlıyor. Muhalif gazeteler de "ekmek buldukları" konuyu elden bırakmamaya niyetliler.
Deniz Baykal uzun zamandır kaldırması beklenen başını nihayet kaldırmaya karar verdi. Diğer parti içi muhalifler şimdilik homurdanmakla yetiniyorlar, Baykal eyleme geçti bile.
Kılıçdaroğlu'nun ya şimdiden cumhurbaşkanlığına aday olmasını ya da parti başkanlığını bırakmasını istiyor. Bir de "yeni parti başkanının koalisyon ortaklarıyla kaynaştırılması lazım" diye bir laf etmiş, kimlerse onlar?
Gerçi seçime iki yıldan fazla var ama bu arada sakız çiğnemekten başka yapacakları bir iş de yok...
Baykal bir taşla iki kuş vuracak: Ya Kılıçdaroğlu adaylığını koyacak ve kaybedince milletvekilliğinden de olacak... Böylece "düşürülmesi" kolaylaşacak.
Ya da akıllı davranıp başka birini aday gösterecek ve "meclis grubunu" elinde tutacak.
Deniz Baykal henüz "o zaman beni göster" demiyor. Diyecektir.
Bir "win-win" durumu hesapları...
Kazara tutarsa cumhurbaşkanı Baykal, tutmazsa parti başkanı Baykal.
Ama "böyle bir talebim yok" demeyi de şimdilik ihmal etmiyor.
Hangisinin daha "kurt" olduğunu, kimin kimi yiyeceğini iki sene içinde göreceğiz.
Ruhsuz dünyaları da bundan ibarettir işte, Ankara kulisleri, kurultay muhabbetleri, tulum çıkarmalar, listeyi delmeler... Ufukları bu kadardır.
Bu arada basın amigoları, herhalde daha şimdiden yıpratmamak için, ortaya attıkları İlker Başbuğ lafını kaldırdılar. Bir köşede saklı tutmaya karar verdiler.
Bence "emanetçi başkan" Altan Öymen'in adı da bu koşullarda gündeme gelmelidir.
Baykal 80 yaşında, Altan Abi 85...
CHP'ye de bu yakışır.
Savul ey halkım, devlet memurları geliyor!
Jandarma dayağına da hasret kalmıştın.
Bugünkü Diğer Yazıları