ENGİN ARDIÇ Sabah ENGİN ARDIÇ

Pideler el yakmaz oldu

İstanbul sermayesi hayatından memnun galiba... Uyuzluktan vazgeçti.
Nitekim TÜSİAD'da "Tayyip Erdoğan'ı devirmek isteyen" ekip gitti, "Tayyip Erdoğan'la iyi geçinmek isteyen ekip" geldi. Artık tepkilerini "Avrupa'yla bağları hepten koparmayın" gibi cılız temennilerle gösterir oldular.
Yani, "tarih boyunca mazlumların sığınağı olmuş Divan Oteli" artık ayaklanmacılara kapılarını açmayacak gibi görünüyor.
(Tırnak içine aldığımız deyim rahmetli Mustafa Koç'a aittir.
Genç yaşında kaybettiğimiz sevgili Mustafa, "sizin otele hangi tarihte kim sığındı yahu" sorumuza cevap verememişti.) Eh, Beymen mağazaları da stokladıkları tentürdiyot ve gazlı bezleri en yakın hastaneye hibe ederler artık, son kullanım tarihleri geçmediyse...
Genel kalkınma, en gıcık İstanbullu sermayedarı bile olumlu etkiledi.
İstanbul sermayesindeki gelişmeleri izlemek için öyle para bastırıp "çalışma kahvaltılarına ya da yemeklerine" katılmaya da gerek yok.
Haberleri okuyacaksınız, bir de bunların sözcülerinin yazılarını.
Al mesela, hem holding yöneticisi hem emekçi bir vatandaş... 1 Mayıs'ları hiç kaçırmaz, hiçbir "daaevrimci arkadaş" da dönüp buna "senin burada ne işin var" diye sormaz.
Uzunca bir süredir, ısrarla ekonominin ne kadar iyi durumda olduğunu yazıyor, biz de ibretle okuyoruz.
Namuslu bir adamdır: Gerçeği propagandaya kurban etmiyor. (Öte yandan başka gazetelerde "halk aç, sefil" yazan manyaklar da gördük.) Göstergelerin çok iyi çıktığını, "ekonominin beklenenin üzerinde canlandığını" söylüyor. İşler açılmış.
Bankalar krediyi yağmur gibi yağdırıyorlar ve neredeyse "almayanı dövecekler"...
Dakika başı cep telefonumuza "size bilmemne sitesinde daire satalım" teklifleri, elektronik postamıza "size bilmemne otelinde yer ayırtalım" önerileri geliyor. Gazetelerde çarşaf çarşaf gayrımenkul ve turizm reklamlarından yakında yazı yazmaya yer kalmayacak...
Aha bu da "sosyaldemokrat" bir politikanın yansımasıdır işte.
Ahmak solcular durdukları yerde art ayaklarıyla kaşınırlarken, bu memlekette solculuğu da bu iktidar yapıyor!
Nasıl? Kapitalizmi geliştirerek ve refahtan halka da önemli bir pay vererek!
İsveç'te olsun Almanya'da olsun, altmışlı yıllarda sosyaldemokrat iktidarların yaptıkları da bundan başka bir şey değildi...
İnsanların domates alır gibi ev aldıkları bir dönemde, üretim de arttı, ihracat da, tüketim de. Borsa rekor kırıyor, yani bütün şirketlerin değeri artıyor. Döviz artışı dizginlendi.
Ve bütün bunlar, üzerimize vahşice gelindiği, en alçak kumpasların kurulduğu bir dönemde üstelik...
Baksanıza, en azılı muhalif bile bu sefer "Ramazan pidesi el yakıyor" edebiyatına giremedi. Okulların açılmasını beklesinler, bakalım sonbaharda "defter kalem" el yakacak mı?