ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Sizi yüzde kaç keser Deniz Bey?

Deniz Baykal, "yüzde 50 oyla anayasa yapılmaz" demiş.
"Milletin çoğunluğu kabul etmedi" de diyor.
Yalan söylüyor. Milletin "çoğunluğu" kabul etti.
Baykal'ın söylediği gibi millet "yarı yarıya" olmaz kardeşim demedi. Milletin yarıdan azı olmaz kardeşim dedi, çoğu da olur kardeşim dedi.
Yüzde 50'yle anayasa yapılmaz diyen adam, yüzde kaçla yapılacağını da söylemek zorundadır.
Yüzde kaç sizi tatmin ederdi Deniz Bey? Altmış mı, yetmiş mi, seksen mi, doksan mı?
Bunun ölçüsü nedir, bir "optimum"u var mıdır Deniz Bey, varsa nerede yazıyor? Yoksa bu yüzdeyi kurala bağlayan, anayasalar üstü bir de "babayasa" var da bizim mi haberimiz yok?
"Eski anayasa", değişikliğin mecliste kabulü için 367 oy arıyor, 330'da kalırsa (339'da kaldı) referanduma sunulmasını öngörüyordu. Bu gerekler yerine getirildi.
Yani aslında yeni bir anayasa yapılmamış (bizim gönlümüz öylesini isterdi) yalnızca bazı maddeler (alt tarafı 18 madde) değiştirilmiştir. Demek ki bu kadar lakırdıya da gerek yoktur.
"Milli marşı değiştirecekler, bayrağı değiştirecekler, başkenti değiştirecekler" gibi dangalakça eleştiriler de havada kalmış, ne hikmetse eleştiri sahipleri tarafından da hemencecik unutulmuştur...
Yoksa siz eski anayasaya da mı karşıydınız Deniz Bey?
1982 Anayasası'nın "yapılabilmesi" için yüzde kaç gerekiyordu Deniz Bey?
Ya sizin 1961 Anayasası için yüzde kaç isteniyordu? (Yüzde 61 tatminkâr mıydı? O zaman ses çıkarmamıştınız.)
1921 Anayasası ve onun azıcık değiştirilmiş şekli olan 1924 Anayasası halkoyuna mı sunulmuştu Deniz Bey?
Mekteb-i Mülkiye hocasına anayasa hukukunu biz mi öğreteceğiz Deniz Bey?
***
Kemal Bey ve Deniz Bey anayasanın "gayrımeşru" olduğunu söylüyorlar.
Ama o anayasaya göre yapılacak seçime girecekler!
Deniz Bey, Kemal Bey'e "ya kendin aday ol ya da partiden birini göster" derken, o anayasayı gayrımeşru bulduklarını birdenbire unutuveriyor!
"Girme o seçime" diyemiyor.
Aslında "aday olarak beni göster" demeye getiriyor.
CHP'nin adayı Deniz Baykal olsa, üstüne balıklama atlayacak. Yüzde falan sormayacak.
Yoksa, "kendin aday ol da kaybedince partinin başından git, bana gene yer açılsın" mı demek istiyor? Gizli beklentisi bu mu?
Koskoca mülkiye hocası, bu ucuz kasaba politikacısı düzeyine neden düşüyor?
Muhalefet olsun için. Kılıçdaroğlu'ndan "geri kalmamak" için.
Onu kaset marifetiyle devirip yerine geçmiş adamın dümen suyuna girmek ona yakışıyor mu?
Anladınız mı siz de şimdi, bu adamlar niçin kazanamazlar ve bu adamlara niçin oy verilmez?