ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Çakma solun çakma lideri

Cumhurbaşkanımızı nasıl bilirsiniz?
Alafranga entellere ve kuyruğu sızım sızım sızlayan bürokratlara sorarsanız "sağcı" diyeceklerdir.
Müslüman ya, ondan... Bu memlekette dindarlığı sağcılık, dinle imanla ilgisi olmamayı da solculuk diye yutturdular. Namaz kılan sağcı, rakı içen solcu sayıldı.
Sağcı dedikleri adam halkın hastane kapılarında sürünmesini, devlet dairelerinde uşak muamelesi görmesini önledi, çok ucuza başını sokacak bir konut edinebilmesinin yolunu açtı...
Kaç zamandır da "finans-kapital" ile mücadele ediyor. Bir yandan da eski usul koruma duvarlarının rahatlığına alışmış bürokrasi şakşakçısı İstanbul sermayesiyle tabii.
Bu memlekette "solun lideri" olduğu ileri sürülen bir adam da var. Ayakkabıları meşhurdur.
Hayatında "finanskapital" diye bir terim duymuş mudur acaba? (Terimlerden Fatih Terim'i bile bildiği şüphelidir.)
Cumhurbaşkanı bankaların "yüksek faiz" politikasına karşıdır. Bankalar son yıllarda "rekor düzeyde" kâr sağlıyorlar. Cumhurbaşkanı "Türkiye yüzde 3 büyürken bankaların yüzde 40 civarında kâr artışı sağlaması sorundur" diyor. Hele geçen yıl kârlarını ikiye katlamışlar, bunu "felaket" olarak niteliyor. Eh, sağcı ya...
Bankalar "yan işlerden" de anormal para kazanıyorlar. "Kredi kartı ödeme hatırlatması" diyorlar, para yazıyorlar. "Üç gün kaldı, beş gün kaldı" diye elektronik mektup gönderiyorlar, para yazıyorlar. "Kredi kartı ödemesi gerçekleşme duyurusu" diyorlar, para yazıyorlar. Sanki ben borcumu ödeyip ödemediğimi bilmiyorum!
Öyle umulmadık, akla gelmedik masraflar çıkarıp önünüze koyuyorlar ki, hesabınızda "kredi kartı otomatik ödemeleri" için tuttuğunuz para her seferinde kısa geliyor, üç lira için bile olsa temerrüde düşüyorsunuz, bir faiz kazığı da oradan yiyorsunuz. Bunu size bildirmek için de ayrıca para kesiyorlar.
Üç lira oradan, beş lira buradan, milyonlar tutuyor.
Kendi paranızla rezil oluyorsunuz, ATM makinesinden paranızın tamamını alamıyorsunuz, "küsurat" hesapta kalıyor. Bir milyon müşterisi olsa, her müşterinin dokuz lirasını tutsa, dokuz milyon lira eder.
Şimdi benim bankam yeni bir rezillik geliştirdi: Eskiden kredi kartı ödemelerinde bir "toplam borç" vardı, bir "aylık ödeme", bir de "asgari ödeme"... Son ikisini birleştirdiler. Ödeme birdenbire ikiye, üçe katlandı.
"Borcumun tamamını ödeyip kurtulayım" diyorsunuz, kabul etmiyorlar, almıyorlar! İlle taksitle alacaklar ki kalan paraya faiz bindirsinler, katlana katlana gitsin.
Cumhurbaşkanımızın deyimiyle bankalar halkı "soyup soğana çevirmeye" çalışıyorlar.
Ortalıkta solun lideri diye dolaşan bir adam var... Ağzını açsın da şu konuda iki laf etsin!
Anlamaz ki, bilmez ki, haberi yok ki... Halkın finans-kapital tarafından kazıklanması umurunda değil ki!
Gerisini de, bu adama solcu diye destek veren bazı eşek Marksistler düşünsünler.
Ya onların ayakkabılarını ne yapalım, çöpe mi atalım, Saint-Petersburg'a Smolni Müzesi'ne mi gönderelim?