Birçok enayinin hem de yüz binlerce dolarını almışlardı, "sizi Mars'a götüreceğiz" dümeniyle... Parasını peşin peşin bastıran şimdi umutla bekliyor...
Daha namuslu olanlar Mars gezisi değil ancak "stratosfer dışına çıkış" vaat ediyorlardı, eh, hiç olmazsa bu, zor ve masraflı olmakla birlikte "yapılabilirliği" olan bir yolculuktu.
Bir de dünya yörüngesinde devlet kuracak olanlar vardı, bu devlete vatandaş topluyorlar, milli marş yazıyorlar, bayrak arıyorlardı...
Hatta şeddeli eşşeğin biri bu uzay devletine yerleşmek isteme nedenini "orada sömürü olmadığı için" şeklinde özetliyordu.
Hani kanunun suç saydığı fiili övmek kapsamına girmese "alın bunu parasını" da diyebilirdik.
***
Elektrikli araba yapan bir adam şimdi de dikey iniş ve kalkış yapan roket üretmiş.
Werner Von Braun'un o tapon V-1 projesinden beri bütün roketler dikine kalkarlar ama basın bu özelliği yetmiş üç yıl sonra yeni keşfetmiş. Çok övüyorlar.
Bununla hem dünyada en uzun uçuş süresini bir saate indirecekmiş (Londra-New York yirmi dokuz dakika) hem de, elbette, Mars'a gidecekmiş.
Herhalde NASA da o gezegene at arabasıyla gitmeyi planlamıyor...
Bu roket yüz metreden uzun olacakmış. İnsan ve yük taşıyacak. Dolmuş kalkacak.
Yakıt tanklarının kaç metreküp ve kaç metre tutacağını da fizikçiler hesaplasınlar.
2022 yılında gönderecekmiş, seyahat da altı ila dokuz ay sürecekmiş.
Bugünkü teknolojiyle Mars'a insansız araç üç yılda gidebiliyor, demek ki beş yıl içinde inanılmaz bir teknolojik "sıçrama" gerçekleşecek...
Biz de "2024 seçimini kim kazanır"ı tartışıyor olacağız.
Fakat NASA bu işi ancak 2032'de başarabileceğini açıklamış.
Demek ki bu "özel sektör roketçisi" NASA'ya da beş yıl "takıyor"... Yaşasın serbest piyasa ekonomisi.
Yerçekimi farkı yüzünden Mars'a yerleşmeye kalkacak dünyalıları ne gibi fizyolojik ve psikolojik sorunların beklediği hiç önemli değil...
***
Bizi hayretlere düşüren, basının bu tür zevzeklikleri en küçük bir eleştirel bakış, en ufak bir kuşku ve sorgulama katmadan yayınlamasıdır.
Çünkü sayfa doldurur, tamam da, azıcık da tartış be kardeşlik...
Yabancı ajanslardan gelen çarçurları olduğu gibi sayfaya sallamak gazetecilik olsaydı, her önüne gelen gazete çıkarırdı.
Kendinizi nasıl bir çukura hapsettiğinizin farkında mısınız?
O çukurun bir duvarı "zebrayı kaplan ısırdı" haberleri, bir duvarı "poponuza iki diş sarmısak tıkın tansiyonunuz düşsün" şeklinde sağlık zırvaları, bir duvarı Kılıçdaroğlu'nun fındık yürüyüşünden sonra şimdi de "üzüm çalıştayı", geri kalanını da zaten Emrah Serbes, Aleyna Tilki ve İrem Derici el ele verip doldururlar.