HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Ne kerim ne de demokrat devlet!

"Alevilik nedir?
İslam içi midir, dışı mıdır, Ali'li midir, Ali'siz midir, mezhep midir, cemaat midir, tarikat mıdır, yol mudur, o mudur, bu mudur?
Biz bunu tartışabiliriz; Aleviler, Sünniler ve diğerleri olarak kanaatimize göre hüküm koyup ona uygun bir tutum alabiliriz. Herkes ayrı bir Alevilik tanımı yapabilir.
Ama devlet yapamaz.
Devlet Sünniliği de, Aleviliği de, Nakşibendiliği de, Nurculuğu da, Ortodoksluğu da tanımlayamaz. Haddine düşmez." (Berat Özipek, Star gazetesi, 14.07.2012)

***
Anlamak isteyen için meselenin özü yukarıdaki paragrafta dile getirildiği kadar net ve yalındır.
Yok! "Devlet isterse bu tanımları yapar ve ona göre bir tavır seçer" diyorsanız, o devletin otoriter, totaliter ya da gizli veya açık faşist bir devlet olabileceği ihtimalini de kabullenmek zorundasınız.
O yüzden...
"Meclise cemevi yapılsın mı, yapılmasın mı?" konusunu tartışmaya açmak normal ama bu tartışmayı yaparken Cemil Çiçek ve Bülent Arınç gibi devlet adına Aleviliği tanımlamaya kalkışmak demokrasi açısından anormaldir.
Bunu yıllarca Kemalistler yaptılar.
Diyanet kurumu da "devletlu" bir makam olarak Cumhuriyet tarihi boyunca Sünnilerin inanç ve ibadetlerini biçimlendirmeye çalıştı.
O günlerin mağdurlarının bugün devlete Alevilik tanımı yaptırmaları olacak şey değildir.
***
Peki nasıl oluyor?
Konunun makro siyaset yanını başkalarına bırakıp projektörü zihnimize çevirelim mi?
Dirlik düzenlik ihtiyacımız ile otoriter devleti birbirine karıştıran ve ikincisinden yana "beyin yıkayan" bir eğitim-öğretimden geliyoruz.
Devlet bir uzlaşma alanı değil bizim için.
Bizim devlet uzlaşma ve uzlaştırmayı hiç sevmiyor, sevdiği tek şey var: Yurttaşı kendi otoritesi altında "uslandırmak!"
Hangi kültürden, hangi inançtan gelirsek gelelim hepimiz "devlet dersi"nde bunu öğreniyoruz!
Bu bakış hepimizin bilincinde ve bilinçdışında sağlam bir yere sahip. Kemalist, muhafazakâr, sosyal demokrat, şu, bu fark etmiyor.
***
Rahmetli Kemal Tahir "kerim devlet"den söz ederdi.
Osmanlı tarihine ütopik bir bakış mıydı bu, yoksa Anadolu toplumunun "genetik kodları"na uygun bir demokratik devlet arayışı mıydı, tartışılır.
Ancak tartışılamayacak kadar açık olan şey şu...
"Kerim" demek, bir ululuğa, büyüklüğe ve güce işaret eder ama aynı zamanda bağış, cömertlik, şefkat demektir.
Muhafazakârlar "kerim devlet" nosyonunu seviyorlar.
İyi de, sormak gerek...
Ortada öyle bir otorite var mı?
Bugünkü Diğer Yazıları