HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

“İnsanlar kurt insanlar fil...”

PAZAR SÖZLÜĞÜ:

ARDIÇ. Tepenin üstünde öyle tek başına bırakılmış olmanın hissiyle etrafı kucaklamak için kollarını yana açmış bir servi. Tamam, cümlenin ilk bölümü benim yorumum ama servi kısmı doğru! Cupressaceae/servigiller familyasından Juniperus cinsine ait bir ağaç. Fakat çoktandır küsler. Ne biz gölgesine uğruyoruz ne de ardıç kuşları ağacın meyvesine... Oysa yaşamak ve çoğalmak için kuşlara muhtaçlar. Meğer ardıç kuşları da lakayt sevgiliymişler. Şimdilerde ağacın dikenlerine katlanıp meyvesinin tohumlarını etrafa saçmaktansa, bizim çöplüklerimizde eşeleniyorlar.
AYNA. Oradaki sahiden ben miyim? Ursula K.Guin ne güzel ve nasıl ironik biçimde anlatıyor: "Kediler ve köpekler bizden daha aklıllı. Aynaya bir kere, yavruyken bakıyorlar. Çok heyecanlanıp arkasındaki yavru hayvanı yakalamak için dört dönüyorlar... Derken dank ediyor. Bir numara bu. Sahte. Bir daha dönüp bakmıyorlar. Kedimin gözleri aynada benimkiyle buluşuyor ama asla kendi gözlerine bakmıyor."
BÜYÜK BEKLEYİŞ. Sonsuz bir zamanda yaşıyormuş gibi hayaller ve oyunlarla geçen çocukluktan çıkış. Ummak, özlemek, aşık olmak, kendini olur olmaz şeylerle (işle mesela) avutmaya çalışmak... Hepsi bekleyiş! Bazıları buna "ölümü bekleyiş" diyor. Ben "yeniden buluşmayı"; doğumun bizi kopardığı esas hayatımıza dönmeyi bekleyiş olarak görüyorum.
İNSANLAR. "İnsanlar kurt, insanlar fil, insanlar tilki/Açmayan gül, ötmeyen bülbül, yeşermeyen sevgi." (Ziya Osman Saba)
KİLO VERMEK. Modern insanın gözde oyunu. Dikkatinizi çekiyor mu? Hafifçe kilolu olanlar bundan gizlice memnunlar. Çünkü tıpkı zenginler gibi harcadıklarında mutlu olacakları bir "servetleri" var.
MIZMIZLIK. Hayata tutunamayanların birbirine tutunma çabası. Umutsuz ve umarsız ilgi davetiyesi.
RİSK TOPLUMU. Global kapitalizmin gündelik yaşamı. Toprak güzel kokuyor fakat sürekli ayaklarımızın altından kayıyor. Şemsiyeler pek şık fakat yağmur mevsimi hiç geçmiyor, her an sağanak boşalabilir. Gelecek mi? Biraz proje, biraz kumar, çokça endişe; yani başlı başına bir skandal. En iyi Z. Bauman anlatıyor: Uçaktaki yolcular pilot var sanıyor, oysa konuşma banttan. Muhtemelen kokpitte kimse yok.
UYKU. Uzun yoldan geldim. Yeni serilmiş bir ak pak ve lavanta kokan bir çarşafın üzerinde dalıp gidiyorum. Öyleyse, varım.