HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Babalar Günü!

PAZAR SÖZLÜĞÜ:

BABA. Anne ne kadar "içerisi"yse, baba da o kadar "dışarısı"dır. "Yasa"yla aynı hamurdan karılmıştır. İlk ve esaslı "sosyal ilişkimiz"dir. (Annemiz iç dünyamızı inşa ederken, babamız bizi dış dünyaya taşır. Ne mutlu o çocuklara ki, babaları ellerinden tutup onları hayatla tanıştırmış, korkup geri çekilmelerine izin vermemiş, onların da başkalarına "baba" olmalarını nasihat etmiştir!)
BABA. Liman. Ekmek. Zırh. Zihin. Velinimet. Devlet. Ölçü. Güven. Düzen.
BABA. Anne sözse, baba dilbilgisidir. Anne şiirse, baba düzyazıdır. Anne düşünmekse, baba mantıktır. Anne sanat ise baba ilimdir.
BABALAR GÜNÜ. Son iki haftadır Google'da en çok merak edilip arananlar listesinin başlarında "Babalar Günü tarihi" varmış. Öyledir, Anneler Günü'nün tarihi unutulmaz ama babalarınkine gelince hafızamız karışıverir. Zaten Anneler Günü ilk olarak 1914'te ABD'de resmen ilan edilmiş ve hızla bütün dünyaya yayılmışken, Babalar Günü 1972'de kutlanmaya başlamış ve dünyaca kabulü zaman almıştır. Oysa olay eski ve serüveni pek manidar: Anneleri öldükten sonra kendini beş çocuğunu büyütmeye adayan bir Amerikalı baba olan John Dodd'un kızları babalarının doğum gününün kutlanması için (Ah, şu kızlar ve babaları!) 1910'da kampanya başlatmış. Hemen her siyasetçi bu teklifi benimsemiş ama devlet bürokrasisine kabul ettirememiş. Sonunda bu işi halletmek Nixon'a kalmış.
BABAM. Otoriter sorular, müşfik cevaplar... Yok sayılmış acılar ve yorulmak nedir bilmeksizin dik durma çabası... İtfaiye ve zabıta... Bir tür Sisifos: Her hayal kırıklığının ardından en baştan ve daha da şevkle insanlara güvenme çabası...
BABALAR VE OĞULLAR. Turgenyev'in enfes romanı. Bir de şu gerçek: Oğullar önce babalarıyla çatışırlar (bağımsız kişiliklerinin oluşumunda faydalı bir aşama), sonra yavaş yavaş uzlaşırlar, en sonunda da babalarını derinden ve mahcup bir biçimde anlamaya başlarlar.
GÜNÜMÜZ BABASI. Aşırı ilgiyle, kesin ilgisizlik arasında savrulup durmak. Bir yanda sorumlulukların baskısı, öte yanda sevgi ve ilgisinde yetersiz kalıp kalmadığı endişesi. Ölçüsüz şefkat, dizginsiz öfke. Bitmez, tükenmez çaylaklık.