HAŞMET BABAOĞLU Sabah HAŞMET BABAOĞLU

“Katar krizi” deyip geçiştirme günleri bitti

Çok sıcak günlerden geçiyoruz ve onca zorluğa rağmen şükür ki dimdik ayaktayız.
Anlamışsınızdır...
İklimden değil, "devletler arasındaki küresel ısınma"dan söz ediyorum...
Malum, Körfez ülkelerinin Katar'a verdikleri talep listesinin süresi dün bitti ama iki gün daha uzattılar.
Hatırlayın...
Taleplerin arasında Katar'ın medya kuruluşlarını kapatması, İran'la ilişkilerini kesmesi ve Türkiye'nin ülkedeki askeri varlığına son vermesi de vardı.
Katar dün cevap verdi:
"Gerekirse savaşırız!"
Eğriye eğri, doğruya doğru...
Katar konvansiyonel anlamda savaşacak bir ülke değil; gücü buna yetmez.
O halde nasıl direnecek?
Daha doğrusu, kimler Katar adına savaşacak veya uzlaşacak?

***
Katar krizinin örümcek ağını andırdığını; bir ucunun Pentagon'a, öteki ucunun Londra ve Pekin'e uzandığını; Moskova ve Ankara'nın tetikte beklediğini artık bilmeyen yok!.
ABD ulusal çıkarlarını ve uluslararası tahakkümünü küreselcilerin projelerinden üstün tutan bir politikaya geçmeye çalışıyor.
Birleşik Krallık bilinen Anglosakson ittifakının dışına çıkıp egemen/ emperyal hesaplarına dönmek istiyor.
İsrail, bir süredir alttan alta üzerinde çalıştığı toprak alarak değil, bölge devletlerini "işbirlikçi" yaparak genişleme stratejisini sahneye koymaya başlıyor.
Rusya ve Çin kapitalizme yenilerek kaybettiklerini süper güç politikalarını pekiştirerek elde etme yolundalar.
Türkiye, filler tepişirken ezilmek istemiyor ama bölgede söz sahibi olamazsa eninde sonunda köşeye kıstırılacağını biliyor.
Bütün bunlar 21. yüzyılın dünyasının güçler ve doğal kaynaklar dengesinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili.
Ve hepsi geri dönüşsüz süreçler.
Şüphesiz gözdağları, çatışmalar, uzlaşmalar birbirini izleyecek.
Katar krizi böyle bir düğüm.
Yani dünyanın merkezinde şu an Katar var.
Yarın neresi olur, onu da görürüz ama bu işin şakası yok, onu bilelim.
***
Son olarak şunları da ekleyeyim...
Mesela Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşünün Katar krizinden bağımsız olduğunu ve yürüyüşün her gün değişen çeşitli muhaliflerle sürdürüldüğünü sanıyorsanız, fena yanılıyorsunuz.
Kılıçdaroğlu'yla birlikte Brüksel, Berlin, Washington D.C, Abu Dabi, Kahire de yürüyor.
Burun kıvırıp güldünüz mü?
Siz en iyisi, arkanızı bir aynaya dönüp bakın ve ona gülün!