HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

15 Temmuz’la öğrendiklerimiz

PAZAR SÖZLÜĞÜ:

ANLAMAK. İçimiz yanar, dertlenir, kahrederiz. Kötülüğün takındığı iyilik maskelerini görüp fark ettikçe öfkeleniriz. Ölçüyü kaybedersek, durmasını da biliriz. Kaderimiz irademizden ağır çekerse, "Eyvallah!" der çaresine bakarız. Hepsi tamam! Ama korkmak? Korkacaksa, onlar korksun! Anladılar zaten. Bu millet Allah'tan başkasından korkmaz.
GÖZÜ KARALIK. Kalbi karalara karşı kesin etkili silah.
HATIRLAMAK. Uzun yıllar boyu rafine bir eğitim ve popüler kültür bombardımanıyla veya entelektüel tartışmalar içinde boğuntuya getirilip unutturulan ne varsa, yeniden hatırlanabilirmiş... Vatan, millet, istiklal kavramları mesela. Nasıl geri geldiler ve nasıl dipdiriler!
KÖTÜLÜK. Yeni yetme ve arsız sosyal medya fenomeni, 30'lu yaşlardaki şarkıcı bozuntusu, ömrü boyunca oturduğu sokaktaki insanlarla gönülden iki çift laf etmemiş pek saygın(!) orta yaşlı sosyal bilimci ve benzerleri... Analarının karnından bu topraklara "ecnebi" doğmuş gibiler. Burada doğduklarına öyle yanıyorlar ki, acısını çıkarmak için vatanı yakmaya kalkışıyorlar.
Kendilerine benzemeyenlerin iktidar olmasına o kadar hırslanıyorlar ki, FETÖ'yle yatağa girmeye, NATO'yu işgale çağırmaya razılar.
Şimdi onlara baktıkça, hem üzülüyor hem de kötülüğün çok ciddi bir sosyal / sınıfsal temeli olduğunu öğreniyoruz. Bu bilgi çok değerli.
MİLLİ İRADE. Bu terimi genellikle "milli" yanına ağırlık tanıyarak değerlendirdik. Temsili demokrasi tartışmalarında gitgide bulanıklaşmıştı.
Fakat gördük ki, "irade" de iradeymiş hani! Öylesine çelikten bir iradeymiş gibi önünde top tüfek, tank bile duramazmış.
SİVİL İTAATSİZLİK. Orayı burayı yakıp yıkmayı, esnafın camını çerçevesini taşlamayı, teatral oturma ve yürüme eylemlerini "sivil itaatsizlik" diye yutturmaya kalkışan sahtekâr liberal / sol entelektüalizmi tam kalbinden vurduk. F-16'ya levye fırlatan, kaçan tankı elinde taşla kilometrelerce kovalayan sivil itaatsizlik gibisi var mı?
VATAN. Alelacele el yazısıyla karalanan 15 Temmuz pankartını hatırlıyor musunuz? Hani üzerine "ev kira ama memleket bizim" yazılmış kâğıdı... O gün millet bu kavramın altını kalın biçimde çizdi, içini de kanıyla canıyla, ruhuyla doldurdu.