HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Keyifler yerinde... Ya hayat nerede?

Apartman çocuğuyum.
Geçen ayın Lacivert dergisinde de anlatmıştım.
Beş yaşına kadar yaşadığım köşk yavrusunun zihnimde kalan izleri pek az. Ama kutu gibi yerlerde yaşayıp büyümenin ne demek olduğunu bilirim.
Hele annelerimizin daracık mutfaklarda çektikleri ayrı bir hikâyedir.
O dönemin apartmanlarında mutfaklar unutulmuş da son anda bir köşeye sıkıştırılmış gibiydiler.
Günümüzün gençleri devasa sitelerdeki "kutu mekânlar"ın şehir hayatında yeni zuhur ettiğini sanıyorlar. Oysa apartmanlara tıkılma süreci 1950'de başlamış, 1970'lerde roket hızıyla ilerlemişti.
***
Değişen şey şu...
Biz kutucuklarımızdan memnunduk. Çünkü alternatifi gecekondulardı.
Şimdi herkes tatminsiz...
Bir şeyler hep yetersiz sanki...
Daha büyük, daha manzaralı ve (ne demekse o artık) daha nezih bir dairede oturma ihtimali içlerini kurt gibi kemiriyor.
Bir de tabii şu meşhur "bahçeli ev" ideali var.
Bahane de hazır: "Çocuklar apartman dairesinde büyümesin, tabiat görsünler!" Sanırsın, çiftlik alıp oraya yerleşecekler!
Bahçeli bir villa almak için tonla kredi borcu üstlenip bir örnek çim bahçelerde birbirlerine bakışıyorlar. Neyse ki, instagram var, fotoğraflarda güzel çıkıyor.
Çocuklar mı?
Komik tabii. Onlar çarçabuk kırıp kullanılmaz hale getirdikleri oyuncakları gibi bahçenin heyecanlarını da birkaç haftada tüketiyorlar.
Sonra gelsin, kilometrelerce uzaktaki avm'lere; oralardaki "çocuk parkları"na taşınmalar...
***
Bir tanecik (!) konut sektörümüzün ve "ev"lenme çılgınlığımızın; yani ruhumuzu bu kadar derinden şekillendiren bir konunun bu kadar az konuşulmasına şaşırıyorum.
Manevi bir yenilginin üstünü mü örtüyoruz, bilemiyorum.
Geçen gün bir emlak sitesinde günümüzün gözde konut tipi rezidansları anlatan şu satırlarla karşılaştım...
"Bu bir yaşam tarzı değil, yaşam anlayışı... Artık iyi bir yaşam dendiğinde oturduğunuz evin malzemesi ve mimarisinden daha fazlasını düşünmelisiniz... Bir evin rutin işlerine ne kadar az zaman ayırdığınız lüksü belirler. Evinize dair başkalarının yapacağı işleri neden siz yapasınız! Eviniz temizlenirken siz spora gidin."
Nasıl formül ama...
İyi bir yaşam eşittir lüks; lüks eşittir hiç ara vermeksizin keyif...
Üzerine aforizmalar patlatmaya doyamadığımız hayat ne oluyor peki. Bu formülde onun yeri neresi?
Ne demiştim, bitmez bu konu...
Devam edeceğim.