MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Devletten ve siyasetten farklı beklentilerimiz

Toplumlar ve bireyler, devletten ve siyasetten sadece kamusal hizmetler beklemez ki.
Bizim coğrafyamızda, özel yaşamlara ve hatta kadın-erkek birlikteliklerine dönük beklentiler de vardır devletten ve siyasetten.
Ben bunu ilk kez 1962 yılının sonbaharında fark etmiştim.
O yıl Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) Genel Başkan olan rahmetli Mehmet Ali Aybar, hukuk fakültesinden küçük bir grup öğrenciyle sohbet etmek için üniversiteye geldi.
Bize uzun uzun Marksizm'i, diyalektik materyalizmi anlattı.
Bizlerin TİP'e katılmamızı istedi. Konuşmasını bitirdikten sonra "Sorunuz var mı" diye sordu bizlere.
Bir arkadaşımız ayağa kalktı ve "Sayın Aybar, diyalektik materyalizm açısından bizim seks sorunumuza nasıl bir çözüm bulunacak" dedi.

Siyasetten beklentiler
Aybar bu soruyu soran arkadaşımıza şöyle bir baktı ve sonra "Size söyleyecek başka sözüm yok" dedi, çıktı odadan.
İki faklı konudaki iki kitabı okurken, üniversite öğrenciliğimde tanık olduğum o sahneyi hatırladım.
Mehmet Nuri Gültekin'in derlediği "Antep" (İletişim Yayınları) değineceğim ilk kitap.
Gerçekten çok değerli ve çarpıcı çalışmalarla dolu bu kitapta Orhan Kemal ve Ahmet Ümit'in Antep'i anlatan yazıları ertesinde, başta Mehmet Nuri Gültekin olmak üzere, Mustafa S. Akpolat, Leslie Pierce, Suavi Aydın, Halil İbrahim Yakar, Emin Baki Adaş gibi araştırmacıların, Antep üzerindeki ilgi çekici çalışmalarını okuyorsunuz.

Saray'a bir şikâyet
Muhsin Soyudoğan'ın "Osmanlı Ayınab'ında Aşiret Eşkıyalığı Üzerine" başlıklı makalesini okurken, 1700'lü yıllarda Padişah'a (veya Saray'a) gönderilen arzuhaller aracılığı ile insanların o zaman da devlete bireysel sorunlarını aktardıklarını görüyorsunuz.
Mesela bir arzuhalde Mahmut isimli bir kişi "Eşkıya geldi ve 'sen köylü olasın, böyle güzel kadın sana ne' deyip karımı götürdüler" diye Saray'a şikâyette bulunmuş.
Böyle örnekler pek çok.
Sözünü edeceğim ikinci kitap, Mehmet Gündem'in Alfa Yayınları'ndan çıkan "Cumhurbaşkanım Mektubunuz Var"ı...
Mehmet Gündem'in verdiği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e 2007 Ağustos -2012 Nisan arasında 440 bin e-posta, 170 bin mektup ve faks gelmiş.

Benim için kız ister misin?
Bu mektuplarda, Cumhurbaşkanı'ndan "Benim için kız istemeye gelir misin" benzeri isteklerden başlayıp, ailesinin istemediği erkekle evlendiği için 20 yıldır kendisine küsen babasıyla arasını Cumhurbaşkanı'nın bulmasını isteyen ev kadınlarının talepleri de var.
Bir vatandaş Polonya'da âşık olduğu kadına kavuşması için Cumhurbaşkanı'nın Polonya vizesi almasına yardımcı olmasını, Arap kökenli Urfalı vatandaş da, annesi Türkçe bilmediği için Sıvas'tan kız istemeye Hayrünnisa Gül'ün gitmesini istemiş.
Bu coğrafyada insanların devletten beklentileri bireysel yaşamların sorunlarına çözümler üretilmesini de içeriyor.
İngiltere'de kimse Kraliçe'ye "Benim için kız ister misin" diye mektup yazar mı acaba?
Veya Başkan Obama'ya "Babamla beni barıştır" diye yazan olmuş mudur?