MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Yazılı hafıza olmazsa geçen hafta da uzak tarihtir...

Toplumların belleği o kadar zayıf ki.
Eğer devrede yazılı hafıza yoksa geçen hafta bile uzak tarih oluyor.
Düşünün ki 1974'e kadar Boğaz'da köprü yoktu.
Kentin karşı yakasına aracıyla geçmek isteyenler, Üsküdar ve Kabataş'ta kuyruklara girip araba vapuru beklerlerdi.
Ben 1964'te babamın Adapazarı'nda bir trafik kazası geçirdiğini öğrendiğimde Avrupa yakasında Yeniköy'deydim.
Bir otomobille Avrupa yakasından tanıdığım doktorları topladım, sonra Kabataş'ta kuyruğa girip araba vapurunda sıramızın gelmesini bekledim.
Sonra da nefes nefese Adapazarı'na vardı aracımız.
Orada hastanenin kapısında babamın kazada hayatını kaybettiğini öğrendim.
Bugün olsa köprülerden birinden karşıya geçip, otoyoldan Adapazarı'na giderdim.

Köprüsüz bir İstanbul
Köprüsüz bir İstanbul'u genç kuşaklar hayal bile edemiyor.
Acaba 1'inci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul'un İngiliz uçakları tarafından defalarca bombalandığını hatırlayanımız var mı?
Örneğin Mehmet Reşat'ın ölümü ertesinde Vahdettin'in tahta çıkma töreni yapılırken İngiliz uçakları Haydarpaşa garına bomba yağdırıp, binayı yakmışlar.
Masamın üzerinde İstanbul Belediyesi'nin yayınladığı "İstanbul'un 100 Yılı" kitabı var.
Mesela bugün bile kullanıma açmak zorunda kaldığımız eski Galata Köprüsü Alman MAN şirketi tarafından 237 bin altın liraya yapılmış ve 27 Nisan 1912'de hizmete girmiş.
Belki hatırlarsınız. Bu köprü 16 Mayıs 1992'deki yangınla, kullanımdan çekilmişti.

Bombalanan İstanbul
İstanbul'un bombalanmasından söz etmiştim ya...
1917'nin Temmuzunda İngiliz uçakları, şimdi İstanbul Üniversitesi olan Harbiye Nezareti'ni bombaladıklarında, 25 er şehit olmuş.
Şimdi turist sayılarıyla anlamaya çalıştığımız İstanbul'daki yabancı uyruklulara gelince... Mesela 1921'de Sovyet Devrimi'nden kaçıp İstanbul'a sığınan Beyaz Rus'ların sayısı 150 binmiş.
Aynı yıl (1921) İstanbul'da Türklerin işlettiği 35, Rumların işlettiği 171 lokanta varmış.
Belki biliyorsunuzdur.
Lozan Antlaşması ertesinde 1923'ün 13 Ekiminde, İstanbul başkent olmaktan çıktı ve Ankara'ya devretti 1453'ten beri sürdürdüğü bu görevi.
İstanbul'a inen ilk yabancı yolcu uçağı 1924'ün Nisan'ında Paris'ten gelmiş. İtalyanlar da Büyükdere'den deniz uçakları ile seferleri başlatmışlar.

Türk müziği yasağı
1926'da o dönemin konservatuarı olan Darü'l- Elhan'da Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir talimatı ile Türk müziği eğitimi yasaklanmış.
Geldik 1929'a...
Maliye bakanı Şükrü Saraçoğlu'nun hazırladığı bir kararname ile aynı semtte birden fazla spor kulübü olması durumunda, bunlardan sadece üyesi fazla olanın faaliyetine devam edeceğine hükmedilmiş.
Bu kararname ile Fenerbahçe ile aynı semtteki İttihatspor kapatılmış ve sahası da Milli Emlak üzerinden Fenerbahçe'nin kullanımına verilmiş. 1932'de de, şimdi "Saraçoğlu Stadı" olan bu saha 9 bin liraya Fenerbahçe'nin malı olmuş.
Şimdi cep telefonu kullananlar için bu gelişme pek anlam taşımayabilir. Ankaraİstanbul arasındaki ilk telefon görüşmesinin tarihi 1 Temmuz 1929...
Tek hat olduğu için konuşma süresi sınırı 6 dakikaymış ve 3 dakikalık konuşmaya 225 kuruş ödeniyormuş.
Ne dersiniz... Bunlar da tarih mi oldu artık?