MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Eskiden hayatımızda şiirler de vardı...

Siyasi rakiplerimiz veya bizim gibi düşünmeyenler için en aşağılayıcı kelimeleri ararken, dilimize renk ve zenginlik katan şiirleri unuttuk... Eskiden insanlar şiir de okurdu toplantılarda. Radyolarda şiir saatleri vardı.
Yasaklı olduğu dönemlerde bile hepimiz Nâzım Hikmet'in şiirlerini ezbere bilirdik.
Fuzuli'ye de, Yahya Kemal'e de, Oktay Rıfat'a veya Metin Eloğlu'na da tutkunduk bu topraklarda yaşayan bizler.
Mümkün olsa da, o eski güzel günleri de yeniden hayatımıza sokabilsek. Bu Ramazan'da, iftar sofralarında şiirler de okunsaydı.
Mesela İstanbul denilince Orhan Veli'yi de hatırlasaydık ve "Bu Şehri Bırakmak"ın dizelerini seslendirseydik...
"Bu şehirde yağmur altında dolaşılır Limandaki mavnalara bakıp Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları boştur, Binlerce insan gelir gider sokaklarında...
Her akşam çayını getiren Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir." Belki de Ahmet Haşim'i hatırlardık İstanbul'u düşününce ve onun dizelerini seslendirirdik...
"Akşamdan kalma İstanbul Öyle güzel bir akşamdan kalma ki Sen de orada kal diyor şeytan Bitmesin diye bitmiş olan bu akşam." Mübarek Ramazan'ın yaşamımıza barış, uzlaşma, karşılıklı anlayış getirmesini diliyorum.
Yitirmeye başladığımız bu değerleri hiç olmazsa şiirlerde aramayı deneyebiliriz.
NOT: Yazılarıma kısa bir süre için ara veriyorum. Bu sütunda yeniden buluşmak üzere...