MEHMET BARLAS Sabah MEHMET BARLAS

“Recep Tayyip Erdoğan olayı”nı gözden kaçıranlar var

Günlük polemiklerin ya da alışılmış yaşamın üzerine çıkıp "Büyük Olay"ı görmek her zaman kolay değildir. Buna en çarpıcı örnek John Reed'in "Dünyayı Sarsan 10 Gün" kitabında vardır.
St. Petersburg'da 1917'de Sovyet Devrimi olurken, kitleler olayın farkında değildiler.
Kadetler Kışlık Saray'a saldırırken, halk kentin öte yakasında tiyatrolara, lokantalara girmekteydi. Oysa çok kısa süre sonra değişim bütün ağırlığı ile toplumun tüm kesimlerinin yaşamlarını derinine etkileyecekti.

RTE olayı...
Biz de olayların gelişimi sırasında, neyin eskisinden çok farklı olduğunu pek düşünmedik. Bugün de 16 Nisan referandumuna dönük kampanyaları izlerken veya Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye arasındaki gerginlikleri gözlemlerken eskiye göre çok farklı olan durumların nedenini pek araştırmıyoruz.
Oysa bu farkın adı Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Hayalleri zorladı
Alışılmış siyasi yaşamda, özellikle liderler çok açık konuşmazlardı. Amerika ya da Avrupa ile arayı açabilecek sözlerden, bu sözler gerçekleri yansıtacak olsa bile kaçınılırdı. Herkese dost ve müttefik diye hitap edilirdi. Hele İsrail'e Filistin sorununu kastederek "One minute" çekmek hayal bile edilemezdi.

İnanılmaz eserler
Eski düzende bir baraj ya da bir köprü yapabilen seçilmiş siyasetçi, bunu ömrünün sonuna kadar diğerlerinden farkını belirleyen bir anı olarak saklardı.
Boğaz'ı deniz altından iki kez geçmek, dünyanın en büyük havalimanını yapmak, hızlı tren ve benzeri hizmetleri aynı anda yapmak mümkün müydü? Sağlık hizmetlerinde reform, tüm öğrencilere bedava kitap, sosyal güvenliği yaygınlaştırmak, v.b... Ya da FETÖ ile böylesine kararlı bir mücadeleyi başka kim sürdürebilirdi ki?

Herkes farkında
İşte bu dönemin geçmiş dönemlerden en büyük farkı Recep Tayyip Erdoğan'ın varlığı ve ağırlığıdır. Almanya'nın Merkel'i de bunun farkındadır, Türkiye'deki darbeleri tezgâhlayan CIA'nın kodamanları da...
Erdoğan'ın çağrısı ile 15 Temmuz akşamı sokaklara dökülen ve canlarını ortaya koyan kitleler, bu gerçeğin en büyük tanıkları değil mi?

Akıllar ve turp suyu
Hani Nevşehirli ilk kez geldiği İstanbul'da trenden inince Haydarpaşa'da karşıya bakmış ve gördüğü semtin adını sormuş... Ona "Bu gördüğün yer Kadıköy" denilince de sinirlenmiş ve "Bizim Nevşehir'e şehir, Kadıköy'e de köy diyenlerin aklına turp sıkayım" demiş ya.
Tayyip Erdoğan'a da, ona takıntılı siyaset yapan diğerlerine de "Politikacı" diyenlerin akıllarına acaba ne sıkmalı?