MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

“Bütün referandumların anası” niteliğindeki bir referandum...

Amerikalıların Afganistan'a attıkları nükleer olmayan en büyük tahrip gücüne sahip bombaya "Bütün bombaların anası" deniliyormuş ya...
Rusların sahip oldukları nükleer olmayan en büyük tahrip gücüne sahip bombaya da "Bütün bombaların babası" deniliyormuş.
Bu "En büyük tahrip gücüne sahip" olmak konusunda bizim de söyleyecek bir sözümüz mutlaka olmalıydı...
Nitekim var da.

Hipodromda geçit töreni
Bir Cumhuriyet Bayramı'nda silahlı kuvvetlerin temsilcileri, silahları ve savaş araçları ile hipodromda geçit yapıyorlarmış.
Hipodromun şeref tribününde de başta Cumhurbaşkanı olmak üzere ülkenin protokolünün tüm üyeleri ve yabancı ülkelerin büyük elçileri geçit törenini izliyorlarmış.

En ağır silahlarımız
Tanklardan, füzeler taşıyan araçlardan sonra, sayıları birkaç yüzü bulan lacivert elbiseler giymiş kravatlı siviller uygun adımlarla geçmişler. Sonra da piyadeler sırtlarındaki tüfeklerle geçerek töreni devam ettirmişler. Amerikan büyükelçisi biraz evvel geçen lacivert elbiseli, kravatlı adamların neyi temsil ettiklerini merak etmiş ve yanında oturduğu Dışişleri Bakanına "Bu siviller kimlerdi" diye sormuş. Bu soru üzerine Dışişleri Bakanı gülümsemiş, "Onlar bizim tahrip gücü en ağır silahlarımızdır, onlar yüksek bürokratlarımızdır" diye cevap vermiş.

Referandumların anası
Bugün sandık başına giderek "Bütün referandumların anası" niteliğindeki bir halk oylamasına katılırken, kullanacağımız oyun cinsi kadar bu oyun yaratacağı sonucu da değerlendirmemiz gerekiyor.
"Demokratik meşruiyet"in en büyük kaynağı olan "Oy"ların ülkeleri kimin yöneteceğini belirleme gücü tartışılamaz.
Esop esintili öykülerde de bu duruma değinildiğini biliriz...

Ormanda kral seçimi
Bu öykülerden birinde Ormanlar Kralı'nın belirlenmesi için seçim varmış.
Eşek çok iyi kulis yaptığı için kral seçilmiş.
Ama kendisi de kral olduğuna inanamıyormuş.
İhtiyaten uzakta durarak bir kurda karşı anırmış. Kurt yere kapanıp, "Emredin kral hazretleri" diye ulumuş.
Eşek bir ayıya karşı anırmış. Ayı da yere kapanmış ve "Yaşasın kralımız" diye böğürmüş. Artık kendine güvenmeye başlayan eşek bir ağacın dibinde uyuyan aslanın kulağına doğru anırmış. Aslan gözünü açmış. Eşeği görünce bir pençe atıp, onu öldürmüş.
Kıssadan Hisse: Meğer aslanın seçimden haberi yokmuş.