MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Vatan Şaşmaz’ı vuran silaha o kadın nasıl sahip oldu?

Sevgili Vatan Şaşmaz'ın insanı hem tarifsiz kederlere gömen hem de derin düşüncelere yönlendiren ölümü, insan ilişkilerinin bazen ne tür hastalıklı tutkulara konu olabileceğini kanıtlıyor.

Hastalıklı tutku
Biz toplum olarak erkeklerin hastalıklı tutkuları nedeniyle kadınları öldürmesine alışık olduğumuz için, Vatan Şaşmaz'ın bir kadın tarafından öldürülmesi hepimizi derinine etkiledi. Bugün Vatan'ın eşine ve ailesinin bütün fertlerine sabır ve sevgili meslektaşımıza rahmet dilemekten başka bir şey yapamamanın çaresizliği içindeyiz.

Silahlanıyoruz
Bu vesile ile sanırım hepimizi rahatsız eden bir duruma değinmenin de zamanı gelmiş bulunuyor... Bu durumu "Sivil toplumun silahlanması" şeklinde özetleyebiliriz. Evet... Turgut Özal döneminde sivillerin de silah sahibi olmalarını ve taşıyabilmelerini mümkün kılan yasalaşmanın, günümüzde vardığı nokta, magandaların her gün işledikleri sayısız cinayet haberlerine dayanmış bulunuyor.

Akıl dışı bir durum
Bir düşünün... Conrad Otel'de bir ayı aşkın süredir kalabilecek maddi imkâna sahip bir kadının tabanca taşıması aklı yormuyor mu? Eskiden bu gibi durumlar ancak romanlarda olabilirdi. Dünkü gazetelerde yer alan cinayet haberlerine bir bakın... Örneğin Gaziantep'te yeğenini vuran amcanın silah sahibi olması, hangi gerekçeye dayalı olabilir? Trafikte anlaşmazlığa düştüğünüz bir diğer aracın sürücüsünün silah taşımadığına emin olabilir misiniz?

Amerika mı oluyoruz?
Türkiye'deki ruhsatlı ve ruhsatsız silah sahiplerinin sayılarının, İsviçre'nin ya da Yunanistan'ın nüfuslarından fazla olduğunu tahmin etmek mümkündür. Düğünlerde ceplerindeki silahları çıkartıp havaya ateş edenlere adeta bir geleneğin yansıması biçiminde bakılmıyor mu? Oysa biz böyle bir toplum değildik ki. Silah taşıyan siviller günlük yaşamın öğeleri değildiler yakın zamana kadar... Silah sahibi olmanın özgürlüğün bir yansıması biçiminde algılandığı ABD'deki cinayetlerin katliamlara dönüştüğünü görmüyor muyuz?
Vatan Şaşmaz'ın aklını tutkusuna kurban etmiş bir kadın tarafından katledilmesi, sivil toplumdaki silahlanmanın hangi noktalara dayanabileceğini göstermiyor mu?