MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Hem bilgi artık herkesin malı hem de zaman çok hızlandı

Voltaire bilgi ile bilinç arasındaki ilişkiyi şöyle sorgulamıştı:
"-Güneş doğduğu zaman yıldızları görmüyorsanız, bu yıldızların yok oldukları anlamına mı gelir?"
İçinde bulunduğumuz "Bilişim Çağı"nın şifresi de bu soruda gizli değil mi? Bilinmeyenlerin dünyasının ya yok sayıldığı ya da bilgiden korkulduğu çağlar, binlerce yıl sürdü. İnsanlık tarihinin binlerce yılı, bilginin sınırlarını zorlamakla geçti. İçinde bulunduğumuz "Bilişim Çağı" ise, bilginin hem sınırlarının sonsuza kadar genişlemesi hem de bütün insanlık tarafından paylaşılması anlamını taşıyor.

Zaman hızlandı
Bilişim Çağı'nın geçmiş çağlardan bir önemli farkı da zamanın hızlanmış olmasıdır. Teknolojideki bir buluş geçen yüzyıllarda insanlığın bir çağını açar, bir başkası da o çağı kapatıp yenisini başlatırdı. Bilişim Çağı'nda ise, sayısız buluşlar karşılıklı etkilenim içinde yeni buluşların yolunu açıyor. Disiplinler arası bilim dalları her alanda eskiden olsa devrim sayılacak buluşları, günlük hayatın öğeleri haline getiriyor.

Bilgi paylaşımı
Son dönemde GSM cep telefonlarına sahip olanların sayısının Graham Bell'in telli telefonunun tüm dünyada 100 yılda ulaştığı abone sayısından daha fazla olduğunu biliyoruz. Eskiden ancak yılda bir yapılan tıp kongrelerinde buluşabilen araştırmacıların birbirleri ile paylaştıkları bilgiler, şimdi internetle her dakika paylaşılıyor. Amansız hastalıklara karşı uygulanan ilaçların etkileri ve yan etkileri, global ölçekteki istatistiklerle hemen ölçülebiliyor.

Eski ve yeni
İnsanlık hâlâ hırsızlıklarla, yolsuzluklarla, kokuşmuşlukla ya da bağnazlıklarla olduğu gibi, terörizmle, hukuksuzlukla, şiddetle, açlıkla, ırkçılıkla da karşı karşıya. Ama aynı insanlık, bir yandan uzayda yeni alanları arıyor, bir yandan da dünyanın çözümsüz gibi görünen sorunlarına çözümler üretiyor. En önemlisi de artık "Bilgi" herkese, her topluma, her coğrafyaya açık...

Bir özlem
Yani şoven söylemlerden arınmış siyasete, ön yargılardan arınmış düşünce dünyasına ve farklılıklara hoşgörü ile bakabilen yüreklere sahip olmak eskisinden çok daha kolay bugün. Tabuları yıkacak kadar cesur, dünyanın en ileri çizgilerini bile kendi ülkeleri için yetersiz gören, halklarına güvenen vizyoner siyasetçilerin kavga ve nefret üretiminde değil yeni ufuklar açma konusunda birbirleri ile yarışmalarını özlemiyor musunuz?