TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
OSMAN ALTINIŞIK (ANKARA) Sabah OSMAN ALTINIŞIK (ANKARA)

Ankara ramazanları

İlk sahurla bir aylık misafirlik için kapımızı çalar 11 ayın sultanı ramazan.
Gelişiyle gönüllerimize doldurduğu huzuru ile manevi dünyamızı diriltirken, sofralarımızdan taşan bereketi iyilik olup akar yetim sofralarına, ihtiyaç sahiplerine. Öylesi bir berekettir ki; camilerde dillerden yükselen dualarla hem kalbimiz canlanır hem de iyilik mührünü vurur tüm şehirlere… Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesiyle dereceleri zorlayan sıcak hava bu yıl yerini serin ve ılıman bir havaya bıraktı. Rahmet kapıları sonuna kadar açık. Biz de işte her canlının hakkı olduğunu bu yıl öyle bir idrak etmişiz ki daha ilk iftarda sofralarımızı dosta, yetime, ihtiyaç sahibine açtık.
Türkiye'nin her yerinde cami avlularından, hanelerden sokaklara taşan ramazan, ülkemizin kalbinde, başkentte de ayrı bir coşkuyla sürüyor. Siyasetin hâkim olduğu son zamanlarda yükselen sanayi şehri kimliği ile Türkiye'mizin gözü Ankara'da ramazanı anlatmak için sizleri biraz şehrin iki kubbesinden güneşin batışıyla başlayıp (Hacı Bayram-ı Veli ve Kocatepe) güneşin doğuşuna kadar iki ezan arası sokaklarda süren telaşa davet edeyim.
Büyükşehir Belediyemizin ruhuna özgü restorasyon ve çevre düzenlemesiyle şehrin manevi evi olan Hacı Bayram'daki iftarla başlayalım. 160 kilometre ötedeki ilçelerden dahi toplanır gelir Ankaralı buraya.
Kimler olmaz ki avlusunda; gençler, yaşlılar, siyasetçiler, savaşın yetimleri mülteci kardeşlerimiz.
Kimi ararsanız orada, avludaki kardeşlik sofralarında bulabilirsiniz. Bir bardak suyun, bir parça ekmeğin elden ele uzatıldığı, "siz yedinizi" mi söyleyelim. Yoksa çevreye ikramların yapıldığı o anda camiden yükselen Kur'an tilavetini mi?
O birbirini tanımayan ancak kardeşim diyen yüzlerce kişi teravihle iyice koyulaştırır kardeşliğini…

***


İftar tamamsa kitapçılar çarşısından şehre inmeye başlayalım misali... Kaldırımlardan yollara taşan sokak sofralarına, bir masa etrafında kurulan muhabbetlere tanık olacaksınız.
Başkentte şehrin iki gözü bu camiler ve iftar çadırları belirleyicidir ancak şehrin ecdadımızdan kalan tarihi mekânları özetler ramazanı. Tarihi Hamamönü bu yerlerden yalnızca biri. Etrafını tarihin çevrelediği kalabalığın Ankara'dan taştığı bir sokak düşünün. Fasıllar, dualar, kukla gösterileri ve iftardan sonra içilen kahvelerle bayram yeri gibidir Hamamönü. Herkes politikadan ötürü 'soğuk' bilir ya bu şehri tam tersi pamuk gibidir Ankara'nın kalbi. Hele bir de ramazan ise ne gözü yaşlı bir yetim ne de sokak başında aç birini bırakmaz Ankara, merhametlidir çünkü.
Milletvekili Mamak'ta bir sokak sofrasında, bakanı Kocatepe'de her gün binlere aş olan iftar çadırına, Cumhurbaşkanı da şehitlerin emanetleri ile buluşur.
Şehrin sokaklarındaki turunuzu tamamladıysanız şimdi Ankara Kalesi'ndeki tarihi bir konağa oturun. Çayınızı yudumlarken şöyle bir bakın; gökyüzünün huzur şarkısına eşlik eden çekirge seslerinde... Evet bunun adı ramazan, huzurun ayı diyeceksiniz.

***

Bir öneri; bir gün alın eşinizi, çocuğunuzu, dalın Ankara'nın sokaklarına. Hacı Bayram ya da şehrin herhangi bir yerindeki sokak sofrasına misafir olun, "Hoş geldiniz" diyen insanlarla bir iftar yapın.
Başkentin kalbinde duaların yükseldiği Kocatepe'de "sizin için de dua ettim" diyen insanlara selam verdikten sonra karışın ara sokaklara… Yetim doyuran üniversiteli gençleri, gözünün yaşıyla mazluma şefkat olan şehit eşleri, annelerini ve iftarın ardından imece usulü yardımlaşmayı keşfedin… Ben bir iftar sonrası çıktığım yürüyüşten bunları getirdim sizlere.. Fazlası için buyurun Ankara sokaklarına, evliyaların ruhlarıyla şahlandırdığı camilerine ve yüce gönüllü Ankaralılarla muhabbete…11 ay hasretle beklediğimiz mübarek ramazanı yarıladık, iki hafta sonra bu rahmet ve bereket ayı ile vedalaşacağız. Bu eşsiz ayı ibadet, iyilik ve kardeşlikle tamamlamak ümidiyle… İyi haftalar…