Örneğin güzel bir sabahta günün doğuşunu ya da günbatımını izlemek sizi mutlu eder mi?
Belki muhteşem bir hava; günün ışıltılı renkleri, mutluluğunuza yenilikler katıyor olabilir.
Tüm bunların yanında; hava ne kadar güzel, günler ne kadar renkli olsa da; eğer siz kendi canlılığınıza, gerekli morale sahip değilseniz; dünyanın en güzel gününde, kendinizi çok kötü hissediyor olabilirsiniz.
Yani beynimizde, sebep ve sonuçları birbirinden ayırmak; bazen "tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar" sorusunu sormak kadar anlamsız. Ama neredeyse "depresyon çağı" haline gelen günümüzde, mutsuzluğu kontrol ederek, mutluluğu öğrenmenin mümkün olduğu öne sürülüyor.
Yani mutluluk beyinle ilgili öğrenilebilen bir kavram aynı zamanda.
Bu konuda yazar Stefan Klein, oturmuş mutluluğun her boyutunu, insanın iyi duygularının nasıl ortaya çıkarılabileceğini, somut veriler ışığında derinlemesine araştırmış.
Antik Yunan'da "Stoacı" olarak anılan düşünürler, yaşam tarzlarıyla duygularının efendisi olma çabasındaydılar. Klein'in "Mutluluğun Formülü" adlı kitabı, inceleme çapasını, yıllar öncesinin insanına ve düşünürlerine atarak günümüze ulaşıp; insan beyninin özelliklerine bakıyor.
Ve sonuçta hepimize "mutluluğun da öğrenilebilir" olduğunu anlatıyor.
Bütün mesele "iyi duygularımızın" peşine düşmekte.
İnsanın kafasının içinde, mutluluğun nasıl meydana geldiğini anlatıyor kitap.
Doğrusu "mutlu bir yaşamın" bilimsel verilerle nasıl desteklendiğine ilk kez bu kitapta rastladım.
İlginç ve okunmaya değer.

Bugünkü Diğer Yazıları