TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY) Sabah ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)

FETÖ’nün mektup oyunu

Zihinleri bulandırıp bırakıyorlar.
Düzeltmek de bize kalıyor…
CHP'nin başı Kemal Efendi ile yoldaşları Sözcü ve Cumhuriyet, uyduruk mektuplar üzerinden FETÖ'yü aklamaya çalışıyor.
Müthiş yalan söylüyorlar...
Milleti aptal sanıyorlar.
Yalanı peynir ekmek gibi yiyorlar…
Yaptıkları ne insanlığa, ne adamlığa, ne de delikanlılığa sığıyor…
Sözcü 'FETÖ'cü değilim' diyor.
Emin Aka (Çölaşan) 'Ben hiç değilim' diyor.
Yeri geldi mi; "Biz mi FETÖ'cüyüz? Bizden FETÖ'cü olur mu?" diyerek horozlanırlar…
Gizlenmek adına yaptıkları sayılı FETÖ karşıtı haberleri gösterip dururlar.
Ama FETÖ'cüleri de aklamaktan geri kalmazlar.
Şu ara bunu mektuplar üzerinden yapmaya başladılar.
Gülen'in taktiğini aynen uyguluyorlar.
"İnkar…" "Ne olursa olsun inkar"
Ya da Gülen'in dediği gibi;
"Karılarınız mayo giysin, denize girsin. Gerekirse zina yapın ama zevk almayın. "
Taktikleri bu… Başarıyla da uyguluyorlar.
15 Temmuz şehitlerinin yakınlarıyla dalga bile geçiyor şerefsizler.
Yüzlerce insanı sanki bunlar öldürmedi.
Mahkemelerdeki halleri ortada.
Üç maymunu oynuyor itler.
İnkar politikası güdüyorlar.
Medyası da beyin yıkamak için yayın yapıyor.
***
Dün Sözcü 'Üç günlük askerin ağlatan mektubu' diye kurgu ifadelerle dolu bir mektup yayınladı.
CHP'nin başı Kemal Kılıçdaroğlu o mektubu yine Meclis kürsüsünden okudu.
Acemi bir askere değil profesyonel biri tarafından kaleme alındığı belli olan mektupta asker, darbeci olmadığını, 3 günlükken Ankara İl Emniyeti'nin önüne getirildiğini ve orada da polislerce alındığını yazmış.
Çölaşan'ın mektuplarına benziyor bu.
Kim bilir belki de mektubu o yazdı.
Okuyanın 'vah vah yavruya' diyesi geliyor.
Öyle bir mektup yani.
Mektubu FETÖ paçavraları Sözcü ve Cumhuriyet yayınladı.
Okuyunca aklıma birkaç gün önce Emin Çölaşan'ın köşesinde yayınladığı Fadime'nin mektup geldi…
O mektupta da Fadime şöyle yazmıştı:
"Size Şakran Kadın Cezaevi'nden yazıyorum.
İsmim Fadime.
12 gündür cezaevindeyim.
Ev hanımı ve üç çocuk annesiyim.
Eşim Eğitim-Sen üyesi 8 yıllık öğretmen.
Yedi ay önce açığa alındı.
İlk üç ay boyunca okuldaki bütün öğretmen arkadaşları eşim hakkında şahitliğe çağrıldı.
Ancak hiçbirinden FETÖ'cü olduğuna dair bir yanıt alınamadı.
Gecenin saat 2'sinde kapının öfkeyle çalmasına yataktan fırladım.
Eşim evde olmadığı için onun yerine beni gözaltına aldılar.
Yalvardım, 'Bekleyin eşim gelsin, onu götürün. Üç çocuğum var ve bırakacak kimsem yok' dedim.
Dinlemediler"
Mektup böyle devam ediyor…
Okuyanın yüreğini sızladı.
Mektubu Kemal efendi grupta da okudu.
Dinleyenler üzgün…
Mektuba İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından zehir zemberek bir açıklama geldi.
Başsavcı, Fadime Danışman'ın iddia edildiği gibi masum biri olmadığını aksine FETÖ'nün en tehlikeli mahrem imamlarından biri olduğunu belirtiyordu.
Ben de Emin Aka'ya;
Adamsan 'kandırıldım de' dedim.
Lafım havada kaldı…
Şimdi de sözde üç günlük bir askerin mektubunu yayınladılar.
Gel de inan…
FETÖ nasıl çalışıyor görün işte.
Reis ve birkaç kişi dışında FETÖ ile samimi şekilde mücadele eden olduğuna inanmıyorum…
Reis olmasa FETÖ neredeyse cezaevlerini bile teslim alacak.