ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY) Sabah ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)

Bu 15 Temmuz’un rövanş maçıdır

O kanlı gece… Dünyanın en uzun gecesiydi.
Ölümle yaşamın, vatanın işgaliyle kurtuluşunun bir arada yaşandığı geceydi… Canlarını vererek vatanı kurtaran 249 şehidin vahşice katledilmesinin birinci yılının dolmasına günler kaldı.
Acılar tazelenecek yine… Kemal ve sol kesimin zalimliği ise bir kez daha tescillenecek.
Bu eylemle bunu gölgelemek istiyorlar.
Darbe gecesi tankların önüne çıkan, kolu bacağı kopan, FETÖ'cü askerlerin kurşunlarıyla şehit olanlara taşlar bile ağladı.
Bir Kemal ağlamadı, bir de yanındakiler.
Şehitlerle ilgili tek kelime etmedikleri gibi, bir yıl boyunca Fetullah Gülen'in ağzıyla konuştular.
Şimdi de adalet adıyla FETÖ için yola düştüler.
Kısacası darbenin rövanşını almak istiyorlar.
Kontrollü darbe söylemleri bunun için çıktı.
Nasılını, niyesini söylemeden… Böylesine de ruhsuzlar işte.

***

O akşamı hatırlayınca içim ürperiyor.
Eve yeni gelmiştim…
Telefonum birden çalmaya başladı.
"Ne oluyor Ersin Bey?"
Soru buydu…
Evet, neler oluyordu?
Telefon sağanağına tutulmuştum.
Sanki bir şey biliyormuşum gibi… Televizyonlarda Boğaziçi Köprüsü'nün kesildiğini gördük.
Genelkurmay'ın önü mahşer yeri gibiydi.
F-16'lar Meclis'i, Özel Harekâtı, Külliye'yi ve emniyeti bombalamıştı.
Aynı gün Fransa'nın Nice kentindeki Bastille Günü kutlamalarına dalan bir kamyonet, 75 kişinin ölümüne sebep olmuştu.
Benzeri bir eylemi önlemek için askerlerin yola çıktığını düşündü herkes…
Başbakan Yıldırım'ın 'Kalkışma var' lafına kadar 'Polis değil de niye asker?' sorusu aklımıza gelmedi.
İstanbul ve Ankara'nın üzerinde savaş uçakları uçuyordu.
İncirlik hareketliydi.
Helikopterler ölüm yağdırıyordu.
Bomba ve uçak sesleri kulakları sağır ediyordu.
İnsanların feryadını, kahpe kurşunlarla can verişlerini acıyla izledik.
Herkes endişe içindeydi… Cumhurbaşkanımız neredeydi?
Eşime 'FETÖ beni de aldırır' dedim.
Teslim olmayacaktım ama.
Çatışacaktım.
Sabaha kadar uyumadık.
İstanbul ve Ankara'da hainlerin kurşunlarıyla can veren çoktu.
Bir de Kılıçdaroğlu gibi kaçanlar.

***

Adam Gandi rolüne soyundu şimdi.
Milleti aptal sanıyor.
Halbuki anayasa, "Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz" diyor.
Ya Kemal ne yapıyor?
Yargıyı etkilemeye çalışıyor.
Üstelik hükümete iftira da atıyor.
'İspat ederim' diyor.
Ama sadece konuşuyor.
Bir taşla birkaç kuş vurmak istiyor.
Hem yargıyı etkileyecek hem de 'Hayır' cephesini tahkim edecek.
Yaklaşan 15 Temmuz darbesinin yıldönümünü de bu şekilde gizleyecek.
Anasının en akıllı çocuğu o ya.
15 Temmuz'da Atatürk Havalimanı'ndan kaçan ve bir evde Reis'in öldürülmesini bekleyen Kemal darbeyi hafızalardan silebilir mi?
Mümkün mü bu?
FETÖ ile anılmaktan da rahatsız değil.
15 Temmuz'da tankların karşısına dikilemeyen birinden Gandi çıkmaz.
Fetullah Gülen'in çektiği kasetle partinin başına gelen, FETÖ'nün telkiniyle partinin kimyasını bozan adamdan Gandi mandi olmaz.
Kemal 15 Temmuz'da tankların önüne çıksaydı, bugün konuşması da yürümesi de bir anlam ifade ederdi.
Yaptığı 15 Temmuz'un rövanşını almaya çalışmaktan başka bir şey değil yani.
Kemal yine kaybetti…