NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Tanzanya’da haz var mı?

“Ücra ormanlarda bir haz vardır” diye başlayan şiirinde, “İnsanı daha az sevmem ama doğayı ondan çok severim” diyor İngiliz şair Lord Byron. Peki son 10 yılını Afrika’da geçiren Figen Gündüz Letaconnoux, Tanzanya ve Zanzibar için ne diyor?

İstanbul Kırmızısı'nı seyretmiş miydiniz? Ferzan Özpetek'in geçtiğimiz yıl sinemaya uyarlanan bu ilk romanı şöyle bitiyor: "Ve onu anlatma yürekliliğini bulduğunda, kendi öykünü anlattığında her şey değişir. Çünkü hayatın öyküye dönüştüğü anda karanlık aydınlanır ve ışık sana yol gösterir. Ve şimdi biliyorsun; o sıcak yer, güneydeki o yer sensin."
Bir kitabın son cümlesini, başka bir kitabın ilk cümlesinden öğrenmek de tuhaf bir seyahat; benimki öyle oldu!
"Aslında bu bir son değil, anlattıkça önünde yeni ufukların açıldığı, yeni fikirlerin yeşerip yeni projelerin vücut bulduğu keyifli bir dönemin başlangıcıdır. En azından benim için öyle olduğunu söyleyebilirim" diyor Figen Gündüz Letaconnoux.
İstanbul'da doğmuş, uluslararası bir şirkette yöneticilik yapmış. Ama sonra hayatına Afrika girmiş ve de ışık yol göstermiş! Nihayetinde bu elimde tuttuğum gezi-anı-inceleme kitabına kadar (Afrika'nın Kavşağı/Tanzanya- Zanzibar, Oğlak Yayınları) uzamış o yol...
"2006-2016 yılları arasında yaşadığım Afrika kıtasında başta batıda Angola, doğuda Kenya ve Etiyopya olmak üzere birçok ülkede, boynumda fotoğraf makinem, sırt çantamda gezi anılarımı not ettiğim minik akıl defterim ile, hayallerimi süsleyen bu eşsiz diyarlarda uzun keşif turlarına çıkmak en büyük eğlencemdi. Afrika maceralarımın yazına dönüşmeye başlamasıyla hayatımın daha bir aydınlandığına, Kara Kıta'nın etrafına yaydığı parlak ışıkla bana yol gösterdiğine şahit oldum. Kısacası, Kara Kıta'yı keşfederken o beni çoktan keşfetmiş ya da içime doğru başlayan uzun bir yolculuğun önünü aydınlatarak kendimi keşfetmemi sağlamıştı bile."
İngiliz şair Lord Byron'un aşağıdaki şiiri, F.G.L.'nin favorisi: "Ücra ormanlarda bir haz vardır/ Issız kıyılarda mest olurum/ Hiç kimsenin rahatsız etmediği bir toplum vardır/ Derin denizlerde ve uğultusunda bir müzik vardır/ İnsanı daha az sevmem ama doğayı ondan çok severim..."
Papaya yapraklarıyla beslenen dev kaplumbağalar... Aslanlar, gergedanlar, zürafalar, pelikanlar, babunlar... Pembe flamingoların önünde güneşlenen öküz başlı antiloplar... Yükseğe zıplamalarıyla ünlü Masai Kabilesi... Bongoya adası... Mercan kayalarına oyulmuş köle odaları... Mangrov ağacı... Mangapwani sahili... Jak meyvesi... Ve daha yüzlercesi, binlercesi...
Tüm bunları ve fazlasını anlattığı kitabında, Afrika'nın, kendisi için etrafına ışık saçarak hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir cevher olduğunu söylüyor Figen Gündüz Letaconnoux. Ücra ormanların hazzına vardığı, vahşi doğayla mest olduğu, yerli halkı sevdiği, ıssız kıyılarda huzur bulduğu çok belli. Darısı başımıza...


Papaya yapraklarıyla beslenen dev kaplumbağalar... Aslanlar, gergedanlar, zürafalar, pelikanlar, babunlar... Pembe flamingoların önünde güneşlenen öküz başlı antiloplar... Yükseğe zıplamalarıyla ünlü Masai Kabilesi... Bongoya adası... Mercan kayalarına oyulmuş köle odaları... Mangrov ağacı... Mangapwani sahili... Jak meyvesi... Ve daha yüzlercesi, binlercesi...