NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Kriz nasıl fırsata dönüşür?

Araba kiralamak mı, evden evladiyelik düldülle çıkmak mı? İkisinin de artıları ve eksileri var elbette. Peki internetten kiraladığınız aracı, uçağınız rötar yaptı diye başkasına verirlerse, önce sinir eden bu durum sonra nasıl ihya eder?

Yola kendi arabanızla çıktığınızda, ilk andan itibaren yayılabilirsiniz.
Bavullara dikkat etmenize gerek yok, koymayı unuttuğunuz montu arka koltuğa atıverirsiniz, olur biter.
Arabada her şey tanıdıktır; klimayı açamamazlık, arka kilidi kapatamamazlık yaşanmaz. Düldülün huyunu suyunu bilirsiniz. Bakımını, kontrolünü de yaptırdıysanız, kendinizi güvende hissedersiniz.
Gel gör ki her nereye gidecekseniz, evden arabayla çıkmak işi uzatır. Hayaliniz bir yol seyahati değilse, derdiniz hedefe varmaktan ziyade yol yapıp sürecin keyfini çıkarmak değilse, kilometreler bir türlü erimez.
Gittiğiniz yerde araba kiralamak demekse, o uzun (ve çoğu zaman sıkıcı bulunan, ayrıca da tatilin günlerinden çalan) gidiş-dönüş faslını muhtemelen uçakla hallediyorsunuz demektir. Artık gezme vaktidir.
Yeni eleman biraz yadırganabilir.
Evdekine göre, attan inip eşeğe binmek gibi de gelebilir bu, tam tersi hayallerin, fantezilerin gerçekleşmesi gibi de...
Evvelki yaz Rodos'a gittiğimizde, önceden internetten araba kiraladık. Fakat uçak iki saat rötar yapınca, ayırttığımız arabayı başkasına vermişler! Bu kadarla kalsa iyi; ellerinde o ayarda başka araba da yok! Rezalet! Başlamadan bitti mi şimdi tatil?
Önce asabımızı bozan bu durum, sonrasında hoşumuza giden/ işimize gelen bir şekle girdi:
Normal şartlarda düşünmeyeceğimiz kadar afili bir araba verdiler bize mecburen! Yayla gibi ve fazla gıcır! Krizin fırsata dönüşmesi bu olsa gerek...
Bayramda 50 bin kiralık araç yollarda olacakmış. Hertz'in (ki dünyanın ilk araç kiralama şirketi kendisi) Türkiye Genel Müdürü Nur Hidayetoğlu, bayram tatillerinde sektörün yüzde yüz kapasiteyle çalıştığını söylemiş.
Herkesin yolu açık olsun. Şans da bizim o Rodos seferindeki gibi gülsün. Her kriz, fırsata dönüşsün!

KONAKLAYANLARIN EN BEĞENDİĞİ OTELLER
Hotels.com'un 'Loved by Guests' ödüllerinin bu yılki kazananları belli olmuş.
Öyle üç-beş kişilik jürinin kafasına göre yaptığı bir değerlendirme değil bu.
Otellerde konaklayan her müşteri (kibarcası: misafir) jüri üyeliği yapıyor bu sistemde.
En iyi yorum/puan ortalamasına sahip otelleri ödüllendirmek için otele gerçekten giriş yapıp konaklamış insanların yazdığı 25 milyondan fazla gerçek yorum gözden geçirilmiş bu defa da...
Verilere göre özgür tasarıma sahip yüzme havuzları, büyük alana yayılmış çocuk kulüpleri ve ağaç tırmanışı gibi ailece yapılabilecek aktivite bolluğu, mutlu ailelere giden yolda mühim yer tutuyormuş.
Bu yıl tüm dünyadan 100 otel 'Aile İçin En İyi Otel' ödülünü kazanmış. 10 tanesi aşağıda:
The Westin Dragonara Resort (Malta), Bandholm Hotel (Danimarka), JA Jebel Ali Beach Hotel (Dubai), Wish Resort Golf Convention (Iguaçu, Brezilya), Fairmont Mayakoba (Playa del Carmen, Meksika), The Andaman Luxury Collection Resort (Langkawi, Malezya), Fleur de Chine Hotel (Yuchi, Tayvan), Universal Port Hotel (Osaka, Japonya), Stein Eriksen Lodge (Utah, ABD), Ninepipes Lodge (Charlo, ABD).
Çoluk çocukla maceralı saadet arayışında olanlar kaydetsin bir kenara...

TATİLDE EN ÇOK NE ÖZLENİR?
Ev mi? Yatak mı? Salondaki TV koltuğu mu? Aile mi? Çoluk çocuk mu? Eş dost mu? Anne yemekleri mi? Çayla simit mi? Tatildeyken kendi mutfağını en çok özleyen millet bizmişiz. Momondo.com.tr'nin araştırması öyle diyor. Türklerin yarısından fazlası (yüzde 54) seyahat ettikleri ülkelerde Türk mutfağına ait yemekleri özlüyor. Bizi yüzde 51'le Brezilya ve yüzde 49'la İtalya takip ediyor. Erkekler (yüzde 55) kadınlardan (yüzde 53) bir adım önde. Yaşlara baktığımızda, ilk sırada 23-35 yaş grubundakiler geliyor. İlginç. Bu kadar mı muhafazakâr yani gençler? Tatildeyken Türk yemeklerini en az özleyenlerse 56-65 yaş grubu. O da ilginç. Orta yaş daha mı iyi adapte oluyor yani farklı mutfaklara?