NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Bir numaralı destinasyon İstanbul

Eylülde dünyanın en gidilesi yeri İstanbul olsa gerek. Hava lokum, şehir kültür ve sanat etkinlikleri ile canlanıp lezzetleniyor

Venedik hep güzeldir. Set gibi, masal gibi bir yer sonuçta. Ama Venedik Bienali sırasında gitmenin keyfi başkadır. Bir sergiden diğerine geçersiniz. Başınız döner bolluktan ve hazdan.
İstanbul da hep güzeldir. Ne kadar hor kullansak da onu, ne kadar hırpalasak da, enerjisini biraz da bu karmaşadan alan eşsiz bir çekiciliği vardır. Ama İstanbul'a da bazı dönemlerde gitmek/gelmek, daha bir zevk verir. Tam da öyle bir dönemdeyiz. Dünyanın neresinde yaşıyor olursam olayım, eylülde en az bir haftalığına İstanbul'a gelmek isterdim doğrusu. Tercihen de iki!
Hava lokum bir kere. Yazın bunaltıcı yapışıklığı ya da kışın meymenetsiz kasveti yok. Akşamları hâlâ açık havada yemek yeniyor, sokakta çorapsız dolaşılıyor. Deniz kenarı kahvelerinde yapılan kahvaltılar, güne hevesli başlatıyor. Tatiller bittiği, okullar açıldığı için ortalık hareketlendi.
Kültür-sanat açısından coştuğu haftalarda İstanbul... İstanbul Bienali bu haftasonu başlıyor; 16'sında. Çinli sanatçı Ai Weiwei'in sergisi salı günü Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılıyor.
14-17 Eylül'deki CI yani Contemporary İstanbul, gelecek hafta 21'i ilk kez katılacak olan, 42'si yabancı 73 galeriden bin 500'e yakın iş ağırlıyor. Ayrıca İstanbul'un dört bir yanında çok sayıda sergi gezilebilir.
Sabah Pazar'a yazdım, gastronomik açıdan da coşma ayı eylül İstanbul için. Özellikle Gastronomist (21-24 Eylül), o sırada İstanbul'da olacak turistler için muazzam şans. Hem doyumsuz bir Tarihi Yarımada keşfi, hem sadece Türkiye'den değil İtalya'dan Japonya'ya, İspanya'dan Çin'e, geleneksel sokak lezzetlerini tadabilme, hikâyelerini öğrenme fırsatı... Bulunmaz nimet.
Ekim'in 21'inde Marcus Miller, 26'sında Patricia Kaas konseri... Velhasıl, İstanbul'a giden/gelen, hem sanatsal hem de gastronomik açıdan dünyaları gezmiş sayılır. Norveç'ten Arjantin'e binbir ayrı noktadan geçmiş gibi olur. Sadece İstanbul yeter! Tek İstanbul dünyalara bedel!

Nereye ne zaman gitmeli?
Montreux'ye caz festivali sırasında gidilir. Güney Fransa'ya lavanta zamanı uğramak, büyülenmekle eşanlamlıdır. İtalya'nın Piemonte bölgesindeki Alba'ya beyaz trüf toplama döneminde gitmek, fikir olarak bile nefesimi kesti şu an!
Miami hep tatlı olabilir ama Art Basel'e kucak açtığında daha bir hoş oluyor. New Orleans, Mardi Gras sırasında herkesi rom ve viskiyle yıkar.
Brezilya'ya Rio karnavalı esnasında gitmek, vay! Ölüyü diriltir!
Hindistan'a yolunu Racastan'daki Holi Festivali zamanı düşüren, her rengin her tonuna doyar. Tayvan'a gidecekseniz, niye dünyanın en büyük fener festivaline denk getirip de dilek tutmayasınız? Tayland'a giderseniz de Songkran Festivali'ne yani Tay yeni yılına denk düşürürseniz, bir taşla iki kuş!