EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Hayvanlar komşu mu, aile ferdi mi?

Beyaz Amerikalılar, trenle giderken gördükleri bufalo sürülerine pencereden rastgele ateş edermiş. Faydalanmak için değil, sadece öldürmek için...
General Philip Sheridan buradaki amacı 1877'de gayet net ortaya koymuş: "Bufaloları yok et ki Kızılderililer de yok olsun."
O dönemin kağıttan kahramanını biz de tanıyoruz: 'Buffalo Bill' lakaplı William Cody... Kızılderililere karşı orduyla birlikte savaşan Cody, 4 binden fazla bufalo öldürmüştü. Her vurduğu bufalo ile birlikte bir Kızılderili ailesini yok ediyordu.
Adına şarkılar, filmler, çizgi romanlar yapılarak ABD yumuşak gücünün neferi haline getirilen Bufalo Bill işte böyle biriydi.



Bilgi Üniversitesi'nden coğrafyacı-sosyolog Sezai Ozan Zeybek, insan-hayvan ilişkisini anlattığı konuşmasında verdi bu çarpıcı örneği.
Dr. Zeybek, "İyi Bir Komşu" temalı 15'inci İstanbul Bienali kapsamında Pera Müzesi'nde insan-hayvan ilişkisini ele aldı.
Toplum kavramının hayvanlarla birlikte tanımlanması gerektiğini söyleyen Zeybek'in konuşma başlığı ilginçti: Şehir Hayvanları: Komşu mu, Aile Ferdi mi, Geçmişin Kalıntısı mı?
Mesela Osmanlı'da köpek, atıkları yediği ve yabancıya havladığı için mahallenin çöpçüsü ve bekçisiydi... Sonra devir değişti; belediye hizmetleri geldi...
Şimdi ise köpek giderek ailenin içine giriyor. Eski tabirle haneye bir boğaz daha ekleniyor... Evet her açıdan bakılıyor ama bedeli var: Başka hayvanların öldürülmesiyle üretilen mamaları yiyor, yavrulamaması için kısırlaştırılıyor ve ancak belli saatlerde dışarıya çıkabiliyor.
Özetle, eskiden mahalledeki komşumuz, bahçemizdeki güvenlik elemanı olan köpek, günümüzde ailenin ferdi haline geliyor.
Ama bir dakika! Bir de madalyonun öteki yüzü var: Modası geçince şehir dışına götürülüp terk edilebildiğine göre aslında "o kadar da" aileden biri değil.
Terk edilen yani 'sokağa düşen' bir apartman köpeği çevredeki başıboş köpekler tarafından öldürülüyor. Ama bir biçimde sağ kalırsa sefil diyeceğimiz bir hayata mahkum oluyor.
Ve bütün bu manzaranın sorumlusu da şerefli yaratık olan bizleriz.

***

Aşk için korku filmi

Bu yazı delikanlılara, genç erkeklere... Diyelim ki beğendiğiniz bir kız var. Görünce kalbiniz küt küt atıyor. O da ilgisiz değil. Bir 'hoşlantı' durumu seziliyor. Ama yetmiyor işte. Onun da kalbi sizinkiyle birlikte patpatlasın istiyorsunuz.



Bir gün sinemaya gitmeye karar verdiniz. İki film oynuyor. Biri aşk filmi, diğeri korku-gerilim filmi... Kız arkadaşınızı hangisine götürmelisiniz?
Kendinizi pop kültürün klişelerine bırakırsanız, aşk filmine gitmeniz gerekiyor. Neymiş efendim kadınlar romantik filmlerden hoşlanırmış.
Hoşlandıkları doğru da... Tercihiniz yanlış olur. Ne yapıp edip korku-gerilim filmine götürmelisiniz. Korku yönü ne kadar baskınsa, o kadar iyi.
Niyesi şöyle: İnsan âşıkken nasıl kalbi hızlı hızlı atarsa, nasıl vücuttaki kimi hormonlar harekete geçerse, nasıl elleri terlerse... Korkugerilim filminde de aynısı oluyor. Böyle ilginç bir paralellik var.
Sadede gelelim: Eğer kızımızın içinde size karşı bir ilgi varsa, korkugerilim filmiyle birlikte ortaya çıkacaktır. Çünkü filmin verdiği heyecanla, size duyduğu heyecan birbirine karışacaktır. Aşık olma ihtimali artacaktır. Eğer filmden sonra da bir tık yoksa, o zaman talihinize küsün. Sizi ben bile kurtaramam.
Not: Bu tip öneriler mutlak değil; istatikseldir. Yani olayların hepsinde değil ama çoğunda geçerlidir.

***

Dikkat magazin!

Kuşlar söyledi: Magazin haberlerini yine dikkatinizi vermeden okuyormuşsunuz. Ben "Yapmazlar" dedim ama kuşları ikna edemedim. Öyle mi, değil mi görelim bakalım.
Twitter'ın fitne fücurları, anket düzenleyip, "O mu, bu mu" diye sormuş... Kan kokusu alan gazeteciler, Hande Yener'in kapısını çalmış. O da manşetlik bir cevap vermiş: "Beni artık şu görgüsüzle kıyaslamayın!" Kimi kastetmiş?
a) Yeşim Salkım b) Çağla Şikel c) Ebru Gündeş d) Demet Akalın
Masal devlerine benzeyen, zaten lakabı da 'Dağ' olan Julius Bjornsson, lokantacı Nusret ile birlikte tuzlama hareketi yapmış. Soyadının Türkçe çevirisi 'Ayıoğlu' olan bu beyin işi nedir?
a) Pankreas güreşçisi b) Dünya halter şampiyonu c) King Kong'un dublörü d) Games of Thrones oyuncusu
Kırgın Çiçekler dizisinde rol gereği kanser olan Mehmet Aykaç, "Fena halde zorlandım" dediği sahnede ne yapıyor?
a) Tekerlekli sandalye sürüyor b) Koltuk değneğiyle yürüyor c) Kızıl kızıl kanlar kusuyor d) Saçlarını sıfıra vurduruyor.
Bir zamanlar podyumların sert bakışlı mankeni olan Şenay Akay yürüyüşünü nasıl tarif ediyor?
a) 'Kodum mu oturturum' yürüyüşü b) Adeta dişi Karadayı c) Tepesi atmış Rambo gibi d) Malazgirt Savaşı'na gider gibi.

Cevaplar: "Dayının derdi derisini deldi."