PROF. DR. BENGİ SEMERCİ PROF. DR. BENGİ SEMERCİ

Sen benim babamsın

Her çocuk bir babayla dünyaya gelir. Ama "Sen benim babamsın," demek o kadar kolay mı? Ya da sadece dünyaya gelmesine katkınız olduğu için bir çocuğa "Ben senin babanım," diyebilmek mümkün mü? Anne Çocuk Eğitim Vakfı'nın (AÇEV) "Sen Benim Babamsın!" adlı yeni kampanyasının tanıtım mailini aldığımda, aklıma ilk bu sorular geldi. AÇEV, Türkiye'de ilk defa yürütülen bir 'babalık kampanyası' ile erkeklere aile içinde etkin babalık rollerinin ne kadar önemli olduğunu çocuklarının ağzından anlatmayı, çocuğunu destekleyen, sorumlu ve şiddetsiz babalar olmalarını teşvik etmeyi amaçlamış. AÇEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel, yolladığı elektronik postada, "Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliğinde uyguladığımız 'Baba Destek Programı' ile 41 ilde, bin 753 baba kursunda 43 bin 638 babaçocuk ikilisine önemli bir katkı sağladık. Amacımız babaların çocuğun hayatında daha etkin olmalarına yardımcı olmak ve toplumsal cinsiyet konusunda sorunların çözümlendiği, şiddetin azaldığı bir toplum için gelecek nesilleri yetiştirecek ailelere eğitim yoluyla katkıda bulunmak. Bu nedenle kampanyamızda babalara dilerlerse bu konuda ihtiyaçları olan desteği, Baba Destek Programı ile sağlayabileceğimiz mesajını da veriyoruz," diyor. Sahi baba, bu kadar önemli mi?

BABA AİLE, SEVGİ VE GÜVEN DEMEK
Bir çocuğun gelişimi için babanın önemi yadsınamaz. Erkek çocuk için bir özdeşim modeli, erkekliği öğreneceği hocası olmasının yanı sıra hem erkek hem de kız çocuk için aile olmanın, paylaşım, güven ve sevginin temellerindendir. Çünkü baba, sadece maddi bakım için değil, ruhsal gelişim için de gereklidir. Çünkü dinleyen ve anlamaya çalışan baba, kızan ve uzak duran babadan daha etkilidir. Çocuk, ona yakın ve paylaşan bir babayla sağlıklı özdeşim yapabilir. Uzakta olan, evin içinde olup ulaşılamayan babaların yerini dolduranlar çıkar. Çoğu kez bu boşluk dolduran 'babalar', tarih sayfalarına olumsuzluk örnek olarak yazılanlardır. Boşlukları hiç dolduramayanların ise yaşamları boyu hep bir yanları eksik, küs ve öfkeli olur. Evin içinde olup, babalığı bilmeyen, evle birlikte çocuğunu bırakıp giden, babalığı sadece kızmak, dövmek, otorite yaratmak ve devamlı bir şeyler yapılmasını istemek zanneden babalar var. Ama diğer yanda düşüp dizin kanadığında koştuğun, elini omuzuna koyduğunda kendini dünyaya meydan okuyacak güvende hissettiğin, omuzuna yaslandığında huzur bulduğun babalar da var. Size bisiklete binmeyi, yüzmeyi öğreten, en zor problemleri çözen, sorularınıza sabırla yanıt veren, belki ilk kitabınızı paylaştığınız babalar var. Başınıza kötü bir şey gelecek diye üzülen, ağlayan, isteklerinizi yeterince karşılayacak parası olmadığı için sıkılan, ama yine de herkesin babasından yakışıklı, herkesin babasından güçlü, herkesin babasından önemli olan babalar var. Bu nedenle AÇEV'in seçtiği sloganların yer aldığı afişleri göreceksiniz: 'Beni Can Kulağıyla Dinlersin, Sen Benim Babamsın!', 'Beni İncitmezsin, Sen Benim Babamsın!' 'Bana Güzel Hikayeler Anlatırsın, Sen Benim Babamsın!' 'Bugün Okulda Ne Yaptığımı Bilirsin, Sen Benim Babamsın!' Bir çocuğu dünyaya getirmekle anne baba olunmuyor. Onları dünyaya getirmek, bize çocuklarımız tarafından bakılma, sevilme, sayılma hakkı kazandırmıyor. Anne baba olmak, emek istiyor. Bu nedenle emek vermediğiniz bir çocuğa "Ben senin babanım," demek zorunda kalmak, acı verici olmalı. Oysa çocukların yürekleri temiz ve kocaman. Onlar biraz sevgi ve ilgiyle kolayca "Sen benim babamsın," diyerek sizi kucaklayacaktır. AÇEV başlatmış, hep birlikte sürdürelim: Her çocuğun gerçek bir babaya ihtiyacı var. Her babanın da babalığını hissedebilmek, gurur duymak için yürekten "Sen benim babamsın," diyebilecek çocuklara. O zaman sorun nerede?