PROF. DR. BENGİ SEMERCİ PROF. DR. BENGİ SEMERCİ

Ramazan'da oruç ve çocuk olmak

Günlerin uzun ve sıcak olduğu bir Ramazan başladı. Su kaybının fazla olduğu günlerde, özellikle sağlık sorunu olanların ve yaşlıların dikkatli olması gerekiyor. Gazetelerin sağlık köşelerinde bunlara ilişkin uyarıları bolca okuyacağız. Peki ya çocuklar? Çocuklar için Ramazan ve oruç ne demektir? Çocuklar için Ramazan merak, paylaşım, eğlence ve biraz da büyüme arzusu demektir. Ramazan ayı oruç tutmanın dışında, gece kalkıp özel masa kurulmasını (sahur), iftar zamanı kalabalık ve yemek çeşidinin bol olduğu sofraları, erişkinlerin çocukların sordukları soruları sabırla, korkutmadan, olabildiğince sade anlattığı zamanlar demektir. Siz hiç tekne orucu tuttunuz mu? Ben tuttum. Küçük bir çocukken, özellikle dedemlerde olduğumuzda sahura kalkmak isterdim. Sahur eğlence demekti. Aynı zamanda erişkinler gibi gece uyanabilmekti, yani biraz olsun büyük sayılmaktı. Sonra yatardık. Çocuk olduğumuz, isteklerimizi engelleyemez, açlığa tahammülümüz olmadığı için bütün gün aç duramazdık. Direncimiz bittiğinde bize yemek hazırlanır ve çocuk orucunun böyle olduğu söylenirdi. İşte bunun adı tekne orucuydu. Kimse zorlamazdı. Hevesimizi de kırmazdı.

DEDEM VE İLK ORUCUM
Sonra ilk tam gün oruç tuttuğum zamanı anımsadım. Büyük olay olmuştu. Dedem çabamın çok güzel olduğunu söyleyip, bana harçlık vermişti. Ama oruç tutarken sağlığımın, derslerim önemini, başka sorumluluklarım olduğunu hatırlatmıştı. Eğer onları aksatma, sağlığımı bozma pahasına oruç tutmaya çalışırsam doğru olmayacağını belirtmişti. Yine heveslendiğim bir gün oruçlu olduğumu unutup, çok sevdiğim incirden bolca yedikten sonra oruçlu olduğumu hatırlamış, hem biraz korkmuş hem de üzülmüştüm. Dedem bana, "Unutup yemenin oruç bozmayacağını, ayrıca benim çocuk olduğumu ve bir çocuğun canının istediği bir şeyi yemesini engellemenin asıl günah olacağını," söylemişti. Tüm bunlar benim için güzel birer anı ve bu anılarla orucun felsefesini, nasıl sağlıklı öğrendiğimi şimdi anlıyorum. Çocuğu erişkinden ayıran en önemli özelliklerden biri gereksinimlerini erteleyememesidir. Fiziksel, ruhsal gelişimi buna olanak sağlamaz.

KORKUTMADAN ÖĞRETİN
Üç yaşandan itibaren çocuklar toplum kurallarını, sosyal kuralları, ahlak kurallarını ve dini kuralları yavaş yavaş öğrenir. Eğer bu öğretiler hızlı, yaşıyla uyumsuz, suçlayıcı ve cezalandırıcı olursa çocuk ruhsal sorunlarla karşılaşır. Korkuyla, cezayla öğretilen şeyler olumlu olsa da, gerekli olsa da çocuğun dünyasında olumsuzluk olarak yerini alır. Baba korkusuyla, Allah korkusuyla, otorite korkusuyla öğretilen her şey tekrar tekrar sınanır ve ilk fırsatta yok edilir. Oysa öğretilmeye çalışılanlar sindirilerek, anlatılarak ve felsefesiyle öğretilmelidir. Orucun anlamının, yemek bulamayanların sıkıntısını anlamak olduğunu anlatamadan, tahammülün erişkinler için bile bazen zor olduğunu ama zamanla öğrenilebildiğini açıklamadan, kızarak, günahla korkutarak, döverek zorlamak onu sadece inançtan uzaklaşmaya yöneltir. Geleneklerin, dini ve ahlaki kuralların, sosyal gerekliliklerin felsefesini anlayarak, bizimle paylaşarak, bizi örnek alarak coşkuyla sindirmenin zevkini çocuklarımızla birlikte yeniden yaşamaya ve öğrenmeye hepimizin ihtiyacı var. Ramazan herkese hayırlı olsun.