PROF. DR. BENGİ SEMERCİ PROF. DR. BENGİ SEMERCİ

Doğum sonrası depresyonu

Annelik çok güzel bir deneyim. Fakat her doğum süreci aynı şekilde yaşanmaz. Doğum sonrası depresyonu bir gerçektir. Üstelik ne kadar iyi bilinir ve yüzleşilirse, o kadar çabuk engellenebilir

Gebeliğin ve doğumun doğal bir süreç olduğuna, kadının bu süreçleri sağlıklı geçirdikten ve bebeğini kucağına aldıktan sonra çok mutlu olacağına inananlara doğum sonrası depresyonu anlatmak gerçekten zordur. Hele bebeğini kucağına alıp, anne olduğunda en önemli şeyin bu olduğuna inanan bir kadını, bu süreyi depresyonda geçirebileceğine ikna etmek çok daha zordur.
Annenin en mutlu olması beklenen doğum sonrası dört hafta içinde ortaya çıkan mutsuzluk, güçsüzlük, ağlama, bebeği istememe, ona bakamama, gerekenleri yapamama doğum sonrası depresyondan kaynaklanabilir.
Çökkün bir ruh hali, ilgi kaybı, günlük işleri yapamama depresyonun belirtileridir. Bir başka belirti olan iştah kaybı ya da aşırı iştah lohusalığa bağlandığından gözden kaçabilir.
Doğum sonrası depresyonu çok isteyerek anne olmuş kadından, anneliğe hazır olmayan kadına kadar herkeste görülebilir. Çünkü diğer zamanlarda görülen depresyonlardan çok daha biyolojik nedenlere, doğum sonrasındaki hormonal değişimlere bağlıdır. Ayrıca doğum sonrası oluşabilecek tiroid bezinin bozukluklarından kaynaklanabilir. Geçmişinde ya da ailesinde depresyon öyküsü olan kadınlarda daha fazla görülmektedir.
Doğum sonrasında depresyon uzun sürebilir. Bunun en önemli nedeni ise tedavide geç kalınmasıdır.

ANNE ÇOCUK İLİŞKİSİ BOZULUR
Doğum sonrası depresyonunun oluşturduğu en önemli sorunların başında anne-çocuk ilişkisindeki bozukluk gelir. Depresyonda olan anne kötü bir anne olduğunu, bebeğine zarar vereceğini düşünebilir. Bir bebek ilk dünyaya geldiğinde tüm algıları kendisine dönüktür. İsteklerini ağlayarak dile getirir. Bu istekler karnının doyurulması, altının temizlenmesi ve ortam sıcaklığının ayarlanmasıdır.
Bu dönemde dış dünyaya kapalı olan bebek için isteklerinin doyurulması kadar, bu isteklerin düzenli yapılması ve sürekli yapılması önemlidir. Bu düzen ve süreklilik daha ileriki dönemlerde gelişimi için önemli olan temel güven duygusunun gelişmesini sağlar. Eğer bu gereksinimler düzenli sağlanmazsa bebekte bir güvensizlik olur. Bebek sahibi olmaya hazır ve bebeğe karşı duyarlılık kazanan anneler, bebeğin ağlamasından karnı mı aç, altını mı ıslattı, yoksa başka bir sorun mu var ayırt edebilirler.
Depresyonda bir anne için tüm bunlar çok zordur. İlk aylarda bebek için kendinden başka kimse yoktur.
Anneyle kurduğu ilişki sonrası üçüncü ayına doğru, anne bebek için ayrı bir varlık olarak belirmeye başlar. Bebek anneyi ayırt etmeye, geldiği zaman ona gülmeye, sevinç göstermeye başlar. Bu sırada annenin duygularını bebekler aynen bir ayna gibi yansıtırlar.
Yani anne mutsuzsa mutsuz, anne neşeliyse neşeli olurlar. Gittikçe bu duyguları kendi duygularından ayırt ederek bireyselleşir ve kendini anneden ayrı bir varlık olarak görmeye başlarlar. Bu sürece bağlanma süreci denir. Bağlanmayı sağlıklı geçiremeyen bebeklerde hem bebekken hem de daha sonraki dönemlerde ruhsal sorunlar ortaya çıkar. Depresyon sağlıklı bağlanmayı engelleyen en önemli etkenlerden biridir.

MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ
Doğum sonrası depresyonu mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sorundur.
Diğer depresyonlarda olduğu gibi depresyon ilaçları ve psikoterapi tedavide etkilidir. Emzirme devam ettiği zaman tedavi endişe yaratabilir.
Sütle bebeğe ilaç geçebilir. Bebek üstündeki etkileri denenmiş ilaçlar, anne ve bebek izlenerek gerektiğinde kullanılabilir. Anne sütü bebek için önemlidir. Ama sağlıklı, onunla ilgilenebilen ve bağ kuran bir anne çok daha önemlidir. Bu nedenle anne sağlığı ön plana alınarak, gerekirse bebek başka şekilde beslenmeli fakat anne mutlaka tedavi edilmelidir.
Tedavinin önemli bir parçası da depresyon sırasında anneye verilecek destektir. Bu destek annenin depresyon geçirdiğini ve durumunun annenin bir seçimi olmadığını anlamaktır.
Başta eş olmak üzere, yakınların bebeğin bakımı ve annenin tedavisi ile ilgilenmesi önemlidir. Depresyon eşi de etkiler, erkek eşindeki bu değişikliği anlayamaz ya da evi bir arada tutmakta zorlanabilir. Anne depresyonu atlattığında bebeği ve eşi ile sağlıklı yaşamına devam edebilir. Anne kendini toplayana kadar bebeğin bakımının aksamaması gerekir. Yoksa karanlık yoldan dönen anne, sağlıksız bir bebek ve bozulmuş bir evlilikle karşılaştığında yoğun suçluluk duyguları nedeniyle daha kötü bir sürece girebilir.