Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NUR ÇİNTAY

Büyüyünce ne oluyor?

Görüşmeyeli hepimiz bir yaş büyüdük! Kırışıklık derdindeyseniz iyi haber sayılmaz bu ama yaş aldıkça insana bir rahatlama da geliyor. Eskiden deve yaptığınız pireleri artık görmüyor, hayatı değiştirmek için helak olmuyorsunuz. Oh!

Eveet, yılın ilk yazısı. Evvela herkese güzel bir yıl dileyelim.
Moral bozmayan, dibe çekmeyen, tel tel etmeyen, kötü haber vermeyen...
Sağlıklı, huzurlu, neşeli, bereketli, keyifli, muhabbetli bir sene olsun.
Ne yazmalı bu ilk yazıda? Kehanet sıralayıp Nostradamus'çuluk mu oynamalı? Herkesi kucaklayan tatlı temennilerde mi bulunmalı?
Görüşmeyeli hep beraber bir yaş büyüdük. Kara haber mi bu yoksa müjdeli mi, bulunduğunuz yaşa ve haletiruhiyeye göre değişir.
Beyaz atlı prens hâlâ gelip kurtarmadı, tren kaçıyor... Biyolojik saatin tiktaklarını neden duyan yok... Bu kafede oturanların (Gece dışarı çıkanların, konsere gidenlerin vs diye çoğaltabiliriz) hepsi niye bu kadar genç... Artık akşamları evde oturmak neden daha cazip geliyor... Kırışıklar çene boyu, estetikçi kapısı çalmanın vakti geldi geçiyor...
Doğrudur. Ama her yaşın bir güzelliği, şaka değil, geyik değil, hakikaten var.
Konforu. Rahatlığı. Huzuru.
Sahiden var.
Yaşlandıkça insana şöyle şeyler oluyor:
Kendini tanımış oluyorsun.
Çapını biliyorsun. Neyi ne kadar yapabildiğini, hangi alanda mahir olduğunu, nerde çuvalladığını hissediyorsun.
Sınırlarını esnetmek için sinirlerini harap etmiyorsun. Olmuyorsa, olmuyor. Olacaktıysa, şimdiye kadar olurdu. Yapacak bir şey yok.
Kabulleniyorsun.
İş güç, kariyer hırsları da törpüleniyor.
Emekliliğe ne kaldı şurada! Bu kadarmış işte, şimdiye kadar olmadıysa boşa kürek çekmeyelim. Telaşın, vıdılanman, oldurma çaban kalmıyor.
Titizlenip kendini yemekten vazgeçiyorsun.
Kimsenin aslında dinlemediğini öğreniyorsun.
Çentik atma paniğin kalmıyor.
Oraya da gitmemiş oluver, o filmi de görmemiş oluver, o yemeği de tatmadın işte, bitti gitti. Üste kat çıkma soruları karşısında daha az eziliyorsun.
Omuzlarını silkip dudağını kıvırarak daha rahat "Hiç bilmiyorum valla" diyorsun. Herkes de her şeyi yapmamış olsun. Biri de bir şeylerden eksik kalsın.
Karşı cinsle arandaki gerilim azalıyor.
Elin ayağına dolaşmıyor. Kalbin ağzından çıkacak gibi olmuyor. Fuzuli telaşlara, gereksiz pırpırlara veda...
Kola o aleti takıp ölçtüklerindeki tansiyonun yükseliyor olabilir ama hayatın tansiyonu düşüp normalleşiyor, o kesin.
Üzen, sıkan, bunaltan şeylerden korumayı öğreniyorsun kendini. Enerjini emen tiplerden... Zoraki girip sonra nefes darlığı çektiğin ortamlardan...
Artık istemediğinle bir araya gelmeme lüksün olabiliyor. 'O ne der, bu ne düşünür, ayıp olur mu'lar azalıyor.
Topuğu hayatından çıkarma imkânın artıyor. Yaşasın! İstediğinde elbette ki giyersin ama 20'lerindeki, 30'larındaki o topuk giymenin adeta mecburiyet olduğu duygusu da kalmıyor.
Az mı koşuşturduk hepimiz onların tepesinde... Az mı çile çektik biraz daha uzun, seksi, daha havalı olacağız diye... Ama bir gün geliyor, dank ediyor: Seksapel öyle bir şey değil. Topukla gelen bir şey hiç değil.
Varsa var, yoksa yok. Boşa zahmet.
Kendini daha çok seviyorsun. Ya da şöyle diyelim: Sevdiğin ve sevmediğin taraflarınla, kabul ediyorsun kendini. Bu çıkmış işte senin de kaderine.
Busun. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Eskisi kadar didişmiyorsun.
Kendinle beraber yaşamaya alışıyorsun.
E o kadar da kötü bir şey değil yaşlanmak!
Hepimize iyi yaşlar...

YENİ YIL DİLEKLERİ
Kavga gürültü olmasın. Ocak ayı bitmeden kar yağsın. Ama trafiği felç ettiğine değmeyen ve hemen eriyeninden değil. Lapa lapa ve mahsur kaldığımızın tadına varacak kadar. Yağmur da baharda yağsın, geçen sene gibi yaza sarkmasın. Her mevsim haddini bilsin.
Kendiliğinden birkaç kilo verelim.
Birkaç dediysem, kaçar tane istiyorsak.
Zorlanmadan, anlamadan. Sonra da almayalım onları, sabitlensin.
Dibimize çok tatlı bir komşu taşınsın.
Hem muhabbetçi hem de mutfak meraklısı olsun. Yemek atölyelerine gidiyor, evde ha bire denemeler yapıyor ve onları tek başına tüketemiyor olsun. Kapıyı çalıp çalıp getirsin.
Bomba konserlere gidelim. Ufkumuzu açan sergiler görelim. Keşke ben yazsaydım diye gıpta ettiğimiz kitaplar okuyalım. Güzel filmler izleyelim.
Sürükleyici yeni bir dizi başlasın.
Aniden bir yeteneğimiz keşfedilsin.
Daha önceden bihaber olduğumuz.
Hayranlık uyandıran, para kazandıran, kullanımı kolay bir yetenek olsun. Şaşıralım, sevinelim.
Evi toplama butonu icat edilsin.
Düğmeye bastığımız anda her şey uçarak yerli yerine kalksın.
Instagramda kalp yollamak demek, 'Evet, istiyorum, gelsin!' demek olsun.
Instagram elbette bedavaya, böyle bir hizmet başlatsın.
Bir yerden hiç hesapta olmayan bir para çıksın. Piyango. Fazla değil, bir senelik brüt maaşımız olsun. Patron çağırsın desin ki, madem böyle, ben de sana bir senelik ücretsiz izin veriyorum.
Gez, dinlen, eğlen. Bir sene sonra dönünce işin seni bekliyor olacak, hiç merak etme!
Dünyaya barış gelsin. Hastalıklara çare bulunsun. Sevenler kavuşsun. Hayat bayram olsun. Amin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA