ATİLLA DORSAY

Sivas faciası nın filmi

Benzer bir duyguyu nerede yaşamıştım? O akşam birkaç kanala konuşurken hatırladım: Spielberg'in Schindler'in Listesi filmini ilk kez izledikten sonra...
O muhteşem filmle, Soner Yalçın'ın başlayıp o içeri alınınca bir avuç gönüldaşının bitirdiği mütevazı Menekşe'den Önce belgeseli kıyaslanabilir mi? Ayrıca bir yanda tarihin en büyük soykırımı vardı, öte yanda; "Sadece 33 kişi öldü," denebilir. Ama bunlar biçimsel (şekli) karşı çıkışlar. Öncelikle sayı o kadar önemli değil: Tek bir insan hayatının bile kutsal olduğu öğretilmedi mi bize?
Ayrıca katliamla soykırım birbirine çok yakın akraba değil mi? Biri nerede biter, öbürü nerede başlar, kim karar verebilir? Ve onlar kaza eseri çıkan bir yangında ölmediler, hazırlığı saatler süren, herkesin ve bu arada kentin asayiş görevlilerinin gözleri önünde, adeta ben geliyorum diye haykıran toplu ve organize bir katliamın kurbanı oldular. Bu da bir mini soykırım değil mi?
Sivas katliamını bir kez daha lanetle anarken, başta Soner Yalçın, tüm emeği geçenleri kutluyor, bu çok etkileyici filmin olabildiğince geniş olarak dağıtılıp gösterilmesini diliyorum. Ve finalindeki cümleyi ben de buradan haykırmak istiyorum: 'İnsanlık Suçu Kapsamına Giren Olaylarda Zaman Aşımı Olmaz.'