UFUK SANDIK Sabah UFUK SANDIK

Türk tekniği ile saniyede iki ok atıyor

Okçulukta Türk tekniğini uygulayan Lars Andersen, İstanbul Park’ta yapılan reklam çekimlerinde hızla giden otomobillerin lastiklerine ok attı. 6 araç ve 250 adet lastiğin kullanıldığı çekimler 16 saat sürdü

Dünyanın en hızlı okçusu olarak anılan ve sosyal paylaşım sitelerinde yayınladığı her video milyonlarca kez izlenen Lars Andersen, bir reklam çekimi için Türkiye'ye geldi. Dünyaca ünlü 53 yaşındaki Danimarkalı okçu Lars Andersen, İstanbul Park'ta yapılan çekimlerde hızla giden otomobillerin lastiklerine ok attı. 6 araç ve 250 adet Bridgestone Driveguard lastiğin kullanıldığı çekimlerde Andersen, peş peşe farklı taraftan gelen araçların lastiklerine hızlı bir şekilde ok atıyor.

DÜNYANIN EN HIZLISI
Lars Andersen, okçuluk üzerine yazılmış eski eserleri okuyup resimleri inceleyerek tekniğini geliştirmiş. Tarihte Türklerin de kullandığı teknikleri inceleyen ve onların kullandığı yöntemleri kullanan Andersen; hareket halindeyken, düşerken veya zıplayarak havadaki cisimleri vurabiliyor. Aynı anda havaya atılan 3 cismi 1.2 saniyeden daha kısa sürede yere düşmeden vurabilen ve 5 saniyede 10 ok atabilen Andersen, en yakın rakibinden iki kat hızlı ok atabildiğini 2012 yılında yayınladığı video ile duyurmuş ve dünya çapında ün kazanmıştı.
Çalışmaları sayesinde günümüzde okçulukta yapılan teknik hataları da tespit eden Andersen, okçuluğun daha doğal hamleler ve hareketlerle yapılması gerektiğini savunuyor. Kendi çalışmalarını da bu şekilde yapan Andersen yeni ve yaratıcı bir stile sahip.
Aynı zamanda ressam ve şair olan Lars Andersen, 600'lü yıllarda okçuluğun her medeniyette farklı şekillerde kullanıldığına dikkat çekiyor. Andersen, okçuluğun Hollywood filmlerinde keşfedilmesiyle yeniden popüler olduğunu belirtiyor ama kullanılan tekniğin ve yay sisteminin geçmiştekilerle benzerlik göstermediğini belirtiyor. Lars Andersen kendi kullandığı teknikte ise Çin, Orta Asya ve Türk okçuluğundan esinlendiğini belirtiyor.



GENÇLER YENİ 'ELEMENT'İNİ KEŞFETTİ
Bugüne kadar "Citijet", "Funstar", "Atero" gibi konseptlere imza atan Skoda Akademisi öğrencileri, bu kez de "Element"i yarattı. Skoda'nın minik modeli Citigo'yu temel alan öğrenciler, tamamen elektrikli bir kum aracı imal etmeyi başardı.
3.597 mm uzunluğunda ve 1.641 mm genişliğinde olan Skoda Element'in, tavan ya da kapıları yok. Buna karşın iki kişilik ve yerden 60 mm yüksek olan araç, tam anlamıyla klasik bir "buggy" havası taşıyor. Metalik sarı renkte boyanan ve üzerinde siyah bantların bulunduğu otomobil, 16 inçlik jantlara, gümüş rengi ön ve arka alt koruma plakalarına sahip.
Aracın koltuklarının yanında birer hoparlör yer alırken, iki adet ekstra hoparlör de bagaja yerleştirilmiş. Böylelikle Skoda Element, plajda 400 watt gücünde ses sistemine sahip bir "yürüyen disko"ya dönüşebiliyor.
Öğrenciler, bir "parti aracı" yaratmak adına, bagaja buzdolabı koymayı ihmal etmemiş. Bu dolap, ekstra bir aküye ve güneş enerjisi paneline bağlı olarak çalışıyor.
82 bg'lik kompakt elektrik motoru, aracı 210 Nm'lik itiş gücüyle buluşturuyor. Bu sayede araç, 0'dan 100 km/s hıza 13 saniyede çıkabiliyor, 130 km/s maksimum hız yapabiliyor. Skoda Element'in tek şarjla gidebildiği yol ise 160 km.