SAMİ TOSUN

Ali Şen, sütlü Nuriye, şekerpare

Efendim, tarzını seversiniz ya da sevmezsiniz, lakin kabul ediniz, eski Fenerbahçe Başkanı Ali Şen, hakikaten çok enteresan bir şahsiyet. Bodrum'da zengin kimselerin villalarına hırsız dadanmış, evlere girilmiş, çelik kasalar yürütülmüş, hepsi jandarmaya gidip şikayetçi olmuş, bu arada villası soyulan ve parasının yanı sıra çok kıymetli Fenerbahçe saati çalınan Ali Şen medyaya açıklama yapıp hırsızlara sesleniyor: "Saatimi hemen geri getirsinler!" Bu nasıl bir özgüven, nasıl bir "Hemen atımı hazırlayın," ruh halidir yarabbim! Allah sizi inandırsın, o hırsızların yerinde olsam, bir kutu 'sütlü Nuriye' paketlettirip, "Abicim yaptık bir cahillik, kusurumuza bakma," diye Sayın Şen'e saatini iade ziyaretinde bulunmayı düşünürdüm. Hayır, korkudan değil, meraktan, "Bakalım bu sefer ne yapacak?" diyerekten... "Bizim Arsen... Arsen Lüpen yani... Çok yetenekliydi kerata, cüzdanı yağ gibi çekerdi," diye başlıyormuş mesela anlatmaya... Ne oldu? İnanmaz mısınız yoksa? "Johan Cruyff benim 25 yıllık dostum," dediğinde inanıyorsunuz da Arsen Lüpen'e mi inanmıyorsunuz? Ayrıca siz kıymetli okura, Ali Şen'in Beckenbauer'e kahvaltıda sosis yedirirken fotoğraf çektirdiğini hatırlatmak isterim! Tamam, Arsen Lüpen bir roman karakteri olabilir ama Ali Şen'in çocukluk yıllarında o roman kahramanına ilham kaynağı olan Marius Jacob'la rastlaşmadığını kimse söyleyemez. Olmaz demeyin, Ali Şen bu, uzaya çıkacağını bile açıkladı evvelki ay. İmkan verilsin, Marduk'u zapt edip gelir evelallah! "Uzaya Fenerbahçe bayrağı götüreceğim. Daha önce kimse götürmemişti galiba. Orada bir de yürümeyi organize etmek lazım, Türk ve Fenerbahçe bayrağıyla," diyerek uzay fantezilerini de anlattı. Bu arada naçizane önerimi buradan kendisine iletmiş olayım, bence uzaya giderken yanında Kenan Evren'den satın aldığı tabloyu da götürsün, uzay boşluğuna fırlatsın ve söz konusu tabloyla karşılaşma şansına erecek uzaylıları dünya sanatıyla buluştursun. Öte taraftan, düşünsenize, "Bir Alman, bir Amerikalı, bir Fransız, bir Türk uzaya giderler..." diye başlayan fıkranın kahramanı Ali Şen! Yaz yazabildiğin kadar!.. Ne yalan söyleyeyim, Ali Şen'in uzaya çıkacağı yıl olan 2014'ü heyecanla bekliyorum. Tabii bir taraftan da, insan düşünmeden edemiyor, uzaya gitsem ne götürürdüm yanımda diye... Etrafımı şöyle bir kolaçan ettim, cevaplar muhtelif. İbrahim Tatlıses'in Mavi Mavi albümünü götürmek isteyen bile var. (Sahi, İbrahim Tatlıses ve Derya Tuna'nın oğulları İdo ne tuhaf bir kimse haline geldi değil mi? Hadi, bıraktığı bıyıklar kendi ince zevkinin ürünüdür diyelim, insan hiç koluna İbrahim Tatlıses'in gençlik siluetini dövme diye yaptırır mı Allah aşkına?!) O kadar düşündüm, taşındım, sonunda karar verdim. Ben uzaya çıksam, yanımda bol miktarda şemsiye götürürdüm. Sal şemsiyeleri uzay boşluğuna, çek fotoğraflarını... Sahi size 'Şekerpare' adlı bir kitap hazırlığında olduğumu söylemiş miydim? Bir derviş hüznüyle, seferi bir yalnızlıkla, uzay boşluğunda dolanan bir sufi tadında, yazıyor, yazıyorum... Böyle bir kitabın kapağına uzay boşluğunda salınan şemsiyelerden bir fotoğraf yerleştirmek süper olmaz mıydı? Neyse... Belinde silah taşıyan hırsızları Bodrum sokaklarında nasıl kovaladığını köşesine yazan Cüneyt Özdemir için ne diyorsunuz bu arada? Cüneyt Arkın'ın tahtına oturmak yakışmaz mı ona sizce de?