DİLEK GÜNGÖR DİLEK GÜNGÖR

Savaş bekleyen petrole baksın!

Hafızanızı geri sarın. 2 Ağustos 1990'lara gidin. Irak'ın Kuveyt'i işgalinin ardından bölgede kriz yaşandı. ABD öncülüğünde 40 kadar ülke bir araya gelip, Çöl Fırtınası kod adlı askeri harekatı başlattı. Irak'a askeri harekat yıllarca sürdü. Ondan sonra da ülke bölündü. Siyasi kısımlara girmeyeceğim. O dönemdeki petrol fiyatlarını hatırlayan var mı? Ben söyleyeyim.
Petrol cenneti bölgede yaşanan savaş, elbette varil fiyatlarını etkiledi. Misal, 2 Ağustos 1990'da 20.8 dolar olan petrolün varil fiyatı, 2 ayda yüzde 100 artarak 40 dolar oldu.
Peki 20 Mart 2003'ten sonra Irak'ın işgaliyle başlayan İkinci Körfez Savaşı'nda petrol fiyatlarının nereye geldiğini hatırlayan var mı? Onu da ben söyleyeyim. 2003'te başlayan ve uzun yıllar devam eden işgal sürecinde petrol fiyatları yukarı doğru seyretti. O günlerde 25.50 dolar olan petrolün varil fiyatı işgalden 1 yıl sonra 40 dolara kadar çıktı.
Bunları neden anlattım?
Bakın, bugün de aynı coğrafyada birileri o dönemdeki gibi bir krizi ateşlemeye çabalıyor. Bu kez Katar üzerinden yeni bir oyun sahneleniyor. Kim bilir? Belki de bu bahaneyle İran'la hesaplaşma planları yapılıyor. Petrol üreticilerinin göbeğinde yaşanan gerginliğe rağmen bakıyorsunuz, fiyat düşüyor. Körfez ülkelerinin Katar'a yönelik abluka hamlesi sırasında 50.17 dolar olan petrolün varil fiyatı bugün 47 dolara kadar inmiş durumda. Hatta 5 ayın en düşük seviyesinde diyebilirim.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bana göre, kimse bu gerginliği pek de ciddiye almıyor. Eninde sonunda tarafların uzlaşma masasına geleceğini düşünüyor. Kimse savaş senaryosu filan satın almıyor. Öyle olsaydı bugün petrol fiyatları füze gibi fırlamaz mıydı?