DİLEK GÜNGÖR Sabah DİLEK GÜNGÖR

Muğla’nın derdi ne?

Bu yıl ilk kez bayramı tatil bahanesi yaptım. 3 günlük tatili biraz uzatıp Bodrum'un yolunu tuttum. Defalarca gittiğim yarımadada araba kullanmanın bu kadar zor olduğunu daha önce fark etmemiştim. Nedenini birazdan anlatacağım.
Biliyorsunuz, son dönemde yerli ve yabancı yatırımcıların gözü Bodrum'da... Swissotel, ilkinden o kadar memnun kaldı ki, yarımadaya ikincisini inşa ediyor. Four Seasons, Mandarin, Hilton, Banyan Tree dünyaca ünlü hangi markayı ararsanız yarımadada var ya da olacak. Çağdaş Holding, Ağaoğlu, Nef, Dap Yapı, Ofton, Gülman Grup, Mar Yapı gibi birçok inşaat firması milyarlık projeler yapıyor. Bana göre, yatırımlar tamamlandığında harika doğası ve deniziyle Bodrum'un Fransız rivierası Cote'd Azur olmama şansı yok. Ama...
'Ama'sı ne derseniz, şöyle özetleyeyim...
Yarımadada hava karardıktan sonra bir beldeden, bir beldeye gitmeye kalkın. Ne sokak lambası bulursunuz, ne asfalt... Altyapı olmadan milyarlık projeler diksek ne olacak? İnanın bizim köyde bile gece araba kullanmak daha kolay...
Peki neden yollar yapılmıyor?
Çünkü, CHP'li belediyeler vatandaşa hizmet etmek yerine iktidar hırsına düşmüşler. Son yasalarla belde belediyeleri gelirlerini büyük ölçüde kaybettikleri için ne yapsalar 'yukarıdan' izin almak durumundalar. Misal, Bodrum Belediyesi, Muğla Büyükşehir'den izin almadan bırakın yol yapmayı çivi dahi çakamıyor. Bir de Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne adaylığını açıkladığı için Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon'u düşünün. Vay haline! Aynı şekilde Fethiye ve Marmaris'in de büyükşehirle sıkıntısı bitmiyor. Hatta hatırlıyorum, Marmaris ile büyükşehir arasındaki husumet mahkemelik bile olmuştu. Bunları duyunca insan Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün'ün derdi ne diye soramadan edemiyor. Belediyelerin kavgasına Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yetkisinde olan yerlere el atmaması da eklenince sonuç bu oluyor.
Soruyorum, güzelim Bodrum'u siyasi husumetlere mi terk edeceğiz yoksa Cote'd Azur mu yapacağız? Sorunun yanıtını CHP'li belediye başkanlarından bekliyorum. Fakat şu net: Yarımadayı turizm markamız haline getirmek istiyorsak siyasi çekişmeleri bir kenara bırakıp, zihniyet devrimi yapmalıyız.