ERHAN AFYONCU Sabah ERHAN AFYONCU

Çanakkale Boğazı Tahkimatı

Çanakkale Boğazı'nda hakimiyet kurulmasından sonra Osmanlılar kendi topraklarını güvence altına almak için bölgede kaleler yaptırmaya başladılar. İlk olarak İstanbul'un fatihi Fatih Sultan Mehmed, Kale-i Sultaniye ve Kilitbahir isimli iki tane kale yaptırdı. Bu iki kalenin inşası Boğaz müdafaasının başlangıcını teşkil eder. Çanakkale müdafaası, Fatih Sultan Mehmed'in 1460'ta yaptırdığı kalelere kadar gider. Fatih Sultan Mehmed daha o dönemde Boğaz'ın ve İstanbul'un emniyetinin Çanakkale'den geçtiğini anlamıştı.
İstanbul'un fatihi, Çanakkale'de kale yaptırmak için Boğaz'da ölçümler yaptırmıştı. Fatih devrinde Boğaz'ın en dar yeri 1400 metre olarak ölçülmüştü ve günümüz teknolojisiyle yapılan ölçüme göre ise bu mesafe 1375 metredir. O dönemin teknolojisine göre çok iyi bir ölçüm yapılmıştı.
Çanakkale Boğazı'nın stratejik önemi Osmanlı yönetimi tarafından 1656'da Venedik'in Çanakkale Boğazı ablukasıyla iyice anlaşıldı.
Bu minvalde o dönemde fiili iktidarı elinde bulunduran Turhan Sultan, Çanakkale Boğazı'nın girişine iki yeni kale yaptırdı. Bunlar Seddülbahir ve Kumkale'dir. Çanakkale Boğazı, valide sultanın yaptırdığı bu kalelerle daha da tahkim edilmişti.

17. yüzyılda Kilitbahir

1770 yılında Rus donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmeye teşebbüs etti. Ancak güçlendirilen tabyalar karşısında başarılı olamadı.
Osmanlı yönetimi 1770'teki bu hadiseden itibaren Çanakkale Boğazı'nı güçlendirmeye devam etti. Ancak 19.
Yüzyılın başlarında büyük bir felaket meydana geldi. 1807'de 16 büyük İngiliz gemisi Çanakkale Boğazı'na geldi. Boğaz'da tahkimat vardı ama eski tahkimat modern gemilere karşı dayanacak durumda değildi.
Ayrıca dönemin padişahı III. Selim'in bütün uyarılarına karşın devlet adamları "bunların Boğaz'ı geçme ihtimali yok" diye işi hafife almışlardı.
Çanakkale'yi rahatça geçen İngiliz gemileri İstanbul'a geldiler.
İstanbul'un fethinden sonra ilk defa böyle büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalınmıştı. İngiliz gemileri binbir güçlükle İstanbul'dan uzaklaştırılabildi.
1807'den sonra devlet Boğazlar'da büyük bir tahkimat başlattı. Bu çalışmalar II. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve daha sonra II.
Abdülhamid döneminde devam etti.
Bunun sonucunda 1907'ye gelindiğinde 35 tabya ve kalelerden oluşan savunma hattıyla hem Çanakkale'de, hem de Karadeniz'de Boğazlar kuvvetlendirilmişti.
Zira devlet adamları bir daha 1807 tehlikesini yaşamak istemiyorlardı. İngilizler ise bu hadiseden dolayı yanlış hesaplar içine gireceklerdi. Nitekim 1915'te yola çıktıklarında şunu düşünüyorlardı;
"Biz 1807'de çok daha ilkel bir teknoloji ile Boğaz'ı geçtik, şimdi geçmememiz için hiçbir sebep yok". Ancak, hem Boğazlar'da yapılan tahkimat hem de asker ve subaylarımızın Balkan Harbi'nin utancını ortadan kaldırmak ve vatanımızı savunmak için gösterdikleri büyük cesaret ve fedakârlıklarla Çanakkale geçilemedi.