ERHAN AFYONCU Sabah ERHAN AFYONCU

Alman basınında asırlardır bitmeyen Türk düşmanlığı

Alman basınında neredeyse her gün Türkiye hakkında yalan ve hakaret içeren bir haber çıkıyor. Biraz tarihi bilenler için bu yeni değil. Almanlar, Yeniçağ’da da basın yoluyla Türkler hakkında Avrupa’da olumsuz kamuoyu oluşturmak için her türlü yalana başvurmuştu. Hatta Türkler’den korkularını temsil etmesi için çenesinde onlarca yılan bulunan “yumurtadan çıkan Türk” yalanını dahi uydurmuşlardı

Asırlardan beri devam eden Türk-Alman ilişkilerine bakıldığında da medya tarafından hazırlanan ve sunulan imaj belirleyici rol oynamıştır. Yeniçağ döneminin en önemli ve temel medya aracı ise gazetenin öncüsü kabul edilen el ilanları, yani bildirilerdi. Avrupalılar'ın Türklere bakışını şekillendiren el ilanlarıyla din, devlet ve savaş propagandası yapılarak Türk düşmanı imajı oluşturulmuştur. Türklerle ilgili hakaret ve olumsuz sözler de kalıp niteliğinde kullanılmış ve düşman imajı pekiştirilmiştir. Alman kaynaklarını kullanarak birbirinden önemli çalışmalara imza atan Leyla Coşan'ın "Yumurtadan çıkan Türk, 16.-17. Yüzyıllarda Türklerle İlgili Mucizevî İşaret Haberleri" isimli önemli eserinde bu konuda son derece önemli ve teferruatlı bilgileri buluyoruz.


Fatih, İstanbul yolunda.

DÜŞMAN TÜRK İMAJI
Osmanlılar'ın ardı ardına zafer kazandığı dönemde Türkler, Tanrı'nın Avrupalılar'a göndermiş olduğu bir ceza olarak görülüyordu.
Osmanlılar'ı durduramadıkları için acizliklerini örtmek, kendi toplumlarına moral vermek için kuyruklu yıldızdan depreme, tuhaf doğumlardan çekirge felaketi haberine kadar herşeyi Türkler'e bağladılar. Örneğin, bir çekirge felaketi haberi sözkonusu olduğunda "çekirge sürüsünün Türkiye'den veya Türkiye rüzgârı ile geldiğinden bahsetmişlerdir". Haberlerden yakın zamanda Türkler'in yenileceğini mucizevî işaret olarak çıkarıp, toplumlarını kandırıp, oyaladılar.
Görselliğin ön planda olduğu el ilanları gazete işlevi görerek Alman toplumuna birçok haberi aktarmıştır. Türklerle ilgili haberlerde ise çoğunlukla bilgi aktarmaktan çok propaganda amaçlı yayınlanan el ilanları sayesinde bir yandan "düşman Türk" imajı" pekiştirilmiş, diğer yandan tüm dikkatler ortak düşman olan "Türk"e yönlendirilerek Almanlar içerisindeki problemlerin üstü örtülmüştür.


Çekirge haberi.

BİNLERCE KİTAP
Romanyalı tarihçi Carl Göllner'in araştırmalarına göre, 16. yüzyılda Türkler'le ilgili Avrupa'da 2 bin 463 kitap, broşür ve el ilânı basılmıştır. Bu ilgi sadece belirli ülkelere mahsus değildi, Avrupa'nın hemen hemen her şehrinde Türkler'le ilgili yayın yapılmıştır. Almanca, Latince, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca başta olmak üzere hemen hemen her Avrupa dilinde Osmanlılar üzerine basılmış eserlere rastlanmaktadır. 2.463 yayının 1.000 kadarı Almanca, 455'i ise Latince'dir.


Çift başlı Türk okçusu haberi.

KEHANET PEŞİNDE
Leyla Coşan'a göre "1453'te İstanbul'un fethiyle birlikte başlayan ve Avrupalıları etkisi altına alan "Türk Tehdidi" ve "Yenilmez Türk İmajı" astrolojik yorumlara, kehanetlere ve gökyüzünde görülen "mucizevî işaretlere" yansımış, "korkunç" olarak nitelenen düşmanın yaklaşması karşısında hissedilen çaresizlik nedeniyle, insanlar gerçek dünyadan kaçabilmek, teselli ve ümit bulabilmek için mucizevî işaretlere, kehanetlere, ve astrolojiye sığınmışlardır."
Bu konuda birçok örnek vardır. Mesela, 1540'taki yangın haberini, "Türk'ün yeni sarayının üzerinde ateş püsküren büyük ve korkunç bir ejderhanın Türk sultanına ait hazinelerin saklı bulunduğu Topkapı Sarayı'nı yaktığı şeklinde" vermişlerdir. Alman basını o dönemde kehanetlerle, toplumlarına ümit vermeye çalışmış ve Türkler'in zaferlerinin geçici olduğundan ve gelecekte mağlup edileceklerini yazıp, durmuşlardır.

YUMURTADAN ÇIKAN TÜRK
Leyla Coşan, kitabın ismi olan ilginç bir haberden bahseder: "1569 yılına ait bir el ilanında Fransa'da bulunan Burgund'a bağlı Auton şehrinde yaşayan Baucheron adlı bir avukatın hizmetçisinden bahsedilmektedir. Bu kız muhtemelen kuluçka sürecine girmiş olan bir yumurtayı kırmak ister ve yumurtanın içinde beliren damarlarda Medusa (Yunan mitolojisinde yılan saçlı canavar) kafası gördüğünü sanır. Korkudan yere düşürdüğü yumurta bir kedi tarafından yenir. Kedi ise kısa bir süre sonra ölür. Prag'da daha sonra yayınlanan el ilanında ise Medusa kafasının yerini sarığında ve çenesinde çok sayıda yılan bulunan Türk kafası almıştır. Türk kafası da Medusa kafasının biraz değiştirilmiş biçimidir. Medusa, Yunan mitolojisinde yılandan oluşan saçları ve korkunç dişleriyle tanınmaktadır. Öylesine korku vericidir ki, ona bakan taşa dönüşmektedir. Medusa kafasının, başında ve çenesinde yılanlar bulunan, Türk kafasına dönüştürülmesi, sembolik olarak Türklere karşı duyulan inanılmaz korku ile açıklanabilir. Korkuyu temsil eden Türk kafası böylece düşmanı adeta donduran Osmanlıların zaferiyle ilişkilendirilebilir. Osmanlı savaşçılarının 16. yüzyıl resimlerinde de genellikle sakallı tasvir edilmesinden dolayı, Türk kafasının da sadece başında değil aynı zamanda çenesinde de yılanlar bulunmaktadır".

SEYYAHLARIN OSMANLI'YA BAKIŞI
Ahmet Evin'in araştırmaları, 1630'lara kadar Osmanlı İmparatorluğu'na gelen seyyahların eserlerinin çoğunda bilinç altındaki korku ve ön yargı sebebiyle basmakalıp düşüncelerin tekrarlandığını ortaya çıkarmıştır. En ufak bir hadise bile Türkler'i aşağılamak için yeterli olmaktadır. Çünkü Türkler onların gözünde Hıristiyanlar'ın barbar düşmanlarıdır. Seyyahlar Osmanlı İmparatorluğu'na peşin bir Türk düşmanlığı düşüncesiyle gelmektedirler. Türkiye'ye gelip de bir kitap yazanlar ile hiç gelmeden Osmanlılar hakkında bir eser kaleme alanlar kıyaslandığında çoğu zaman aralarında hiçbir fark görülmez. Kitaplar bir gözlem eseri olarak değil, Avrupalılar arasında yaratılan efsanevi Türk tipinden hareketle yazılmışlardır. Ayrıca gelen seyyahların çoğu Türkler'le fazla temasa girmediği için karşılarındaki insanları tanıyıp, anlama durumu da olmamıştır. Türk aleyhtarı kitap ve risaleler yazmak bir nevi modadır. Bu seyahatnamelerde Türkler "korkak, okuma-yazma bilmeyen cahil, zalim, miskin, tamahkâr, aşırı gururlu, kaba ve Hıristiyanlar'ı hiçe sayan insanlar" olarak tasvir edilir.