FAHRETTİN ALTUN FAHRETTİN ALTUN

Hâlâ böyle mi düşünüyorsun?

1 Haziran'da Cumhuriyet gazetesi "PKK'dan Taktik Değişikliği" diye bir "haber" yaptı. "Haber yaptı" dedim ama sanıyorum "haber uçurdu" demek daha doğru.
Murat Karayılan'ın açıklamalarını bir "talimat" formatında veren bu sözde "haber", şer koalisyonunun nasıl bir gayret üzere olduğunu gösterir mahiyetteydi.
Bir terör örgütü elebaşısı hem propaganda yapıyor, hem teröristlere moral motivasyon sağlamak istiyor hem de kamuoyunda bir korku ortamı oluşturmaya çalışıyor.
Bunun için konuşuyor. Bu Cumhuriyet adı verilen bülten de bu terör örgütü elebaşısının söylediklerini amacına uygun biçimde servis ediyor.
Bu operasyon gazetesi dünkü elim terör saldırısını da "5 ayda 5. Terör" diye duyurdu. Ve devamında "bu kanlı oyuna seyirci kalmayacağız" diye başlık attı.
Sakın yanlış anlamayın, "kanlı oyun"dan kastı, PKK'nın oynadığı oyun değil! PKK'nın adı yok! "Kör terör ve failleri" var.
Buna karşın "kanlı oyun"u sergileyenler "bu olayların diktatoryal yönetim sisteminin değirmenine su taşımasını isteyenler" olarak sunuluyor.
İşte mücadele etmemiz gereken yüzsüzlük ve kötülük bu!
***
Bundan bir yıl önce, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında ortaya çıkan siyasi tablo şer koalisyonunun gözlerini döndürdü.
Derhal tam cephe saldırıya geçtiler. Ne de olsa ülkenin bir "iktidar sıkıntısı" vardı!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğine tosladıklarında iş işten geçmiş, ok yaydan fırlamıştı. Bir kez daha, bu kez bütün toplum nazarında sobelenmiş oldular.
Terör denen o kirli silahı cilalamakla uğraştılar, daha iyi ateş alması için çok çabaladılar. Hem teröre ortam hazırladılar.
Hem de terörü meşrulaştırmaya gayret sarf ettiler.
Terör örgütüne "daha çok vur" diye çağrılar yaptılar. Terör örgütünün katlettiği masumları trafik kazasında ölmüş insanlar gibi haberleştirdiler.
***
PKK'nın geçtiğimiz temmuzda başlattığını söylediği "devrimci halk savaşı"nın amacı netti. Ülkeyi "iç savaş" ortamına sürüklemek ve "kaos yaratmak." İstikrarı, büyümeyi, normalleşmeyi, barış ve huzur ortamını baltalamak. PKK bunu yaparken, HDP'nin aldığı oyu kendisine kalkan yaptı.
Oysa 7 Haziran öncesinde "HDP'nin Meclis'e girmesi terörü bitirmez, aksine azdırır" mealinde sözler söylediğimizde "demokrasiyi içselleştirememek"le itham ediliyorduk.
PKK, HDP'nin aldığı oya binaen kolaylıkla bir "iç savaş ortamı" yaratabileceğini ve bu ortamda istediğini alabileceğini düşündü.
Türkiye'yi PYD/ YPG'nin Kuzey Suriye'deki fiili statüsünü tanımaya zorladı.
Gün sonunda PKK, "kendi sahası" olarak gördüğü şehirlerden kazılıp atıldı.
Açtıkları çukurlar kapatıldı, mühimmatları ele geçirildi.
Dahası bu süreçte 8000'e yakın terörist etkisiz hale getirildi. Örgüt mensupları çözülmeye, toplu teslimler artmaya başladı.
Bu ortamda PKK kendisine, bir terör örgütüne yakışır tarzda büyük şehirlerde canlı bombalar patlatmaya soyundu.
Şimdi, PKK'ya bir "terör örgütü" değil, bir "toplumsal ayaklanma hareketi" diyenlere soruyorum. Hâlâ böyle mi düşünüyorsunuz?
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokunulmazlıkların kaldırılmasını öngören anayasa değişikliğini onayladı. Yeni bir süreç başlıyor.
Türkiye demokrasisi adına, siyasal alanın şiddet ve terörizmden arındırılması adına hayırlı bir süreç olmasını temenni ediyorum.