FAHRETTİN ALTUN Sabah FAHRETTİN ALTUN

Çanakkale ruhuyla, 15 Temmuz ruhuyla...

Bir yıl önce bugün, 15 Temmuz 2016'da kanlı bir darbe ve hain bir işgal girişimi ile karşı karşıya kaldık.
Darbe görünümlü bir işgal girişimiydi söz konusu olan.
Bu girişim şanlı bir direnişle boşa çıkarıldı, Türk milleti büyük bir zafer kazandı.
Bu nasıl mümkün oldu?
Her şeyden önce millet o gece nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu biliyordu.
Hiç tereddüt etmedi.
O gece sokakta gördüğüm herkes, evet istisnasız karşısındaki düşmanı tanıdığından, onların amacının ne olduğundan emindi.
O habis düşmanın Türkiye'yi yeni bir Suriye yapmak istediğinin farkındaydı.
2013'ten bu yana bu ülkenin maruz kaldığı yıpratma savaşının son halkasıyla yüzleştiğini kavramış, FETÖ'yü ve hamilerini derhal teşhis etmişti.
2013'ten sonraki süreç bir yanıyla "darbe görünümlü işgal"e zemin hazırlamaktı.
Gezi de onun içindi, 17-25 Aralık kumpası da, 6-8 Ekim ayaklanması da.
PKK da bu amaç için işe koşulmuştu, DEAŞ da.
Ülkenin siyasal istikrarını bu amaç uğruna bozmaya çalışmışlardı.
O tarihten itibaren karşı karşıya kaldığımız finansal atakların gerekçesi buydu.
Türkiye'yi uluslararası alanda tecrit etmek için verilen onca uğraş yine bu amaca hizmet ediyordu.
Gelgelelim aynı süreç bir şeye daha zemin hazırladı.
Şerre karşı hayra, kötülüğe karşı iyiliğe, düşmana karşı dosta alan açan bir süreç yaşadık.
Hamdolsun, yüzlerce, binlerce kere hamdolsun... O zorlu 3 sene milletin hem kendini, hem dostunu, hem de düşmanını tanıması için muazzam bir imkân sundu.
Her bir saldırı karşısında bu millet daha da bilendi, daha da bilinçlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sahip çıkmanın bu vatana sahip çıkmak olduğunu günden güne daha iyi gördü.
O gece "Erdoğan ölecekse ben de öleceğim" diyerek tankların, topların, tüfeklerin önünde duranları biz gördük.
Bütün dünya gördü esasında.
Ama görmezden geldi, gelmeye de devam ediyor.
Bugün Türkiye'de asıl mücadele 15 Temmuz diriliş ruhunu yaşatmak isteyenlerle, 15 Temmuz destanını görünmez kılmaya, şehitlerimizin mirasını kirletmeye çalışanlar arasında.
FETÖ ve onun siyasetteki uzantıları Türkiye tarihinin en sahici hadisesine "tiyatro" diyerek, "kontrollü darbe" diyerek bu millete olan düşmanlıklarını bir kere daha açık ettiler.
Elbette bir dertleri, elbette bir hesapları var. Bitmemiş bir hesap bu... Türkiye'yi kuşatmak, zayıflatmak, onu eski sömürge düzenine mahkûm etmek istiyorlar.
Fakat esas bu milletin onlarla bitmemiş bir hesabı var. Daha hesap vermediler.
Verecekler.
Daha önce söylemiştim, 15 Temmuz'un birinci yıldönümünde yine söylüyorum.
Cürmünüz kadar yer yakarsınız!
Bu millet uyandı.
Bu millet burada ve yine demokrasi nöbetinde.
Bugün de burada olacak, yarın da.
15 Temmuz ruhuyla, Çanakkale ruhuyla istiklaline, istikrarına, istikbaline sahip çıkacak...