YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Çare ey ta'bip!

Bence bu sezonun en dikkat çekici yapımlarından biri de Star TV'de yayınlanan Acayip Hikayeler'di. Galip Tekin'in tüyler ürperten sıradışı hikayelerinden, ilk bölümlerde Veli Çelik'in, sonra da Mustafa Altıoklar'ın yönetmenliğinde çekilen dizi; bu köşeden sıkça övgü aldı. Özellikle dizinin 25 dakikalık bağımsız bölümler halinde ekrana gelmesi ve her bölümünde farklı oyunculara yer vererek, aynı zamanda bu oyuncuların yeteneklerini gönüllerince sergilemeleri için onlara özgür bir platform oluşturması; bu köşenin birbirinin aynı dizilerden usanmış yazarı için çölde vaha gibiydi.

EFSUNLU BÖLÜM
Özellikle geçen hafta izlediğim 'Efsun' adlı bölüm harikaydı.
Kendisinin efsunlu olduğuna inanan, bu nedenle şansı sürekli yaver giden bir hırsızın bir gece ansızın talihi dönüveriyordu.
Efsunu sadece kan döktüğünde bozulacak olan hırsız, bir eve girmeye hazırlanırken karanlıkta yerdeki salyangozu görmeyip üzerine basıyor ve hayvanı öldürüyordu.
Ardından, içeriye girdiği evin her odasından ayrı ayrı çıkan kadınları birer birer öldürüyor ve bu zincirleme katliama bir türlü mani olamıyordu.
Arkasında hiç tanık bırakmadığı için kendini yine efsunlu sayan hırsızımız, cinayetleri işlediği yerin onlarca kamera ile gözlenen BBG Evi olduğunu öğrenince yıkılıyordu...

BU KADAR 'BİP' ÇOK!
Her şey iyi güzeldi de 25 dakikanın neredeyse 15 dakikası 'bip' sesi ile geçti. Seyirci, iki 'bip' arasında kalan bölümden anlamlı bir cümle çıkarmak için çırpındı, durdu.
Tamam, bir hırsızdan Ayşe Egesoy Türkçesi beklemiyoruz ama bugünlerde bu kadar 'bip' Haliç trafiğinde bile duyulmuyor yani...