YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Reklamdan nasıl soğuttular?

Reklam olmadan, televizyonculuk olmaz. Televizyon lokomotifi, kazanında en basınçlısından reklam buharı olmadan yol alamaz.
Bugün birbirinden cazip dizileri, en keyifli şovları izleme şansı buluyorsak; reklam veren firmalar ve sponsorlar sayesindedir.
Tahmin ettiğiniz gibi bu lafların arkasından 'Amaaa' diye başlayan cümleler kuracağım. Önce hakkını verecek, sonra Sezar'ı öldüreceğim.

İZLEYİCİ ARTIK BIKTI
Efendim, bizim köşenin okurları en çok sonu gelmez reklam kuşaklarından, ekranı örten yazı ve grafiklerden, gizli reklam uygulamalarından şikayetçi. Televizyondaki reklam kuşaklarının giderek daha az izlenmesi de bu bıkkınlığın matematiksel ifadesi. Ne yazık ki 'reklam' denildiğinde insanların artık tüyleri diken diken oluyor. Millet sırf reklamdan kaçmak için internet portallarından dizi izler oldu.
'Altın yumurtlayan tavuk' iyice telef olmadan ve yeni sezon başlamadan reklamcı dostları ve kanal yönetimlerini uyarmakta fayda var. İnsanlar, reklam sektöründen nasıl soğutulur? İşte listesi:
Aynı kuşağın içinde bir reklamı dört kez tekrar ederseniz...
Dizinin ya da yarışma programının en heyecanlı yerine 'cart' diye reklamı dayarsanız...
Dizinin son sahnesini geriye sarıp araya reklam sokuşturursanız...
Maç yayınlarında topun gezindiği yerlere ekranı küçültmeden bant reklam koyarsanız...
Bir parmak deterjanla dağ gibi tabak yıkamak gibi saçmalıkları yutturmaya çalışıp milleti enayi yerine koymaya kalkarsanız...
'Ne kadar saçma, o kadar ilginç' mantığıyla reklam senaryosu yazarsanız...
Koca koca sanatçılara milyon dolarlar ödeyip reklam metninin altını dolduramayarak, adamları maymun ederseniz; attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değmez, benden söylemesi...