YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Hayat bir podyum mu?

Bazen toplumun değişen değer yargılarından haberdar olabilmek için bir televizyon reklamını izlemek yeterli olabiliyor.
Günlerdir kafamın takıldığı bir ped reklamı var.
Reklamdaki manken kadar güzel hanımlar, büyük bir rahatlık ve neşe içinde yürüyorlar. Hepsinin yürüyüşü, mankenlerin profesyonel dünyasında 'catwalk' olarak adlandırılan türden. Sonradan anlıyoruz ki; özel günlerinde yeni çıkan ped'i kullanıyorlarmış da onun için bu kadar havalı ve özgüvenli yürüyebiliyorlarmış.
O sırada dış ses, reklamın ana fikrini sloganlaştırıyor: "Hayat bir podyum, güvenle yürüyorum..."
Peki gerçekten öyle mi? Hayat bir podyumdan mı ibaret? Bizler yürüyüp geçiyoruz. İzleyenler alkışlıyor ya da dudak büküyor. Kıyafetler bizim değil.
Makyajlar, saçlar gelip geçici. Hepimiz aslında birer 'askıdan' ibaretiz, öyle mi? Hayatımızın değerli olup olmadığı, tamamen dış görünüşümüzle orantılı. 'Taşıdığımız şey' ne kadar çok satarsa, o kadar başarılıyız ha?
Bence bu reklam, hayatımızın nereden nereye geldiğini, 'görselliğin' nasıl her erdemin önüne geçtiğini betimlemesi açısından sosyoloji tezi oluşturacak kadar önemli...