YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Allah’ınız olsaydı...

Yine terör kabusuna uyandık. Televizyonda koca koca 'Son Dakika' yazılarıyla karşıladık yeni günü... Hepsi kan kırmızısı... Oysa Ramazan'ın nasıl güzelliklere vesile olduğunu yazmaya hazırlanıyordum uzun uzun. Prof. Nihat Hatipoğlu'nun atv'deki ilk sahur ve iftar programlarından huşuyla söz edecektim. Bir de gazetemiz Sabah'ın okurlarına verdiği muhteşem Ramazan hediyesinden. İleriki günlerde yayınlamayı düşündüğüm yukarıdaki yazıyı verdim alelacele servise. Çünkü şu an yenisini yazacak takat yok bende.
Bu satırları yazdığım an; yüreğim sanki ağzımda atıyor. Kayıp haberleri artmasın diye dudaklarımda binbir dua var. PKK mı, DAEŞ mi henüz belli değil. Ama ne fark eder ki? Her ikisi de birbirinden 'Allah'sız' değil mi? Bir mübarek Ramazan günü, masum insanların gelip geçtiği bir caddede kalleşçe bomba patlatmanın dini, imanı olur mu? İçinde bir nebze 'inanç' olan kişi, bunu yapar mı?
Mübarek gün ne ağzımı, ne niyetimi bozmak istiyorum. Ama bırakmıyorlar ki...