YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Sıkışan yüreklere Hatipoğlu yelpazesi

Türkiye'nin büyük çoğunluğu gibi ben de Prof. Dr.
Nihat Hatipoğlu'nun atv'den canlı olarak yayınlanan iftar ve sahur programlarını büyük bir keyifle izliyorum. Aydın bir din adamının; inançları istismar etmeden, hurafelerin dışında kalarak, yüce dinimiz İslam'ın nasıl bir mantık ve barış dini olduğunu zaman zaman bilimsel verilere dayandırıp zaman zaman da Kuran-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve sahabenin aktardıklarından faydalanarak anlatmasından büyük haz duyuyorum.
Program, şu sıralar iyice bunalıp sıkışan yüreklere yelpaze gibi...
Vatandaşların Sultanahmet'te büyük bir ilgiyle takip ettiği sorulucevaplı bölüm ise her gün dağarcığıma yeni dini bilgiler aktarmama vesile oluyor. Önceki gün 10 yaşındaki Ömer, eline mikrofonu alıp kafasını kurcalayan soruyu Prof. Dr. Hatipoğlu'na sordu: "Annem, küçük kardeşim Yusuf'un her istediğini alıyor. Ben de onu çok kıskanıyorum.
Günaha girer miyim?" Keşke hepimiz küçük Ömer kadar duyarlı, onun kadar Allah katında hesap vermeye gönüllü olabilsek...
Kolsuz ve göğüs dekolteli siyah bir kıyafet giymiş olan genç kadın ise "Ben oruç da tutuyorum, namaz da kılıyorum.
Ama kıyafetimden dolayı beni eleştirip yadırgıyorlar" deyince, Hoca yine o her zamanki tevekküllü, nazik haliyle kadını incitmeden ama sözünü de sakınmadan konuştu:
"Buraya geldiğinize göre inançlı bir hanım-efendisiniz.
Ama yerinizde olsam, en azından kısa kollu bir kıyafeti tercih ederdim.
İnsan her yere uygun giyinmeli." Öyle ya, İslam 'mantık dini' demedik mi az önce?
Mantığın varsa, Kuran-ı Kerim okunan, dua edilen bir toplantıya uygun giyinmek zorundasın, öyle değil mi?
Ardından hocamız ekledi:
"Ama kimseyi kıyafeti nedeniyle dışlamayalım.
Örneğin; küpeli, uzun saçlı gençlerimizin camilere gelmesini engellemeyelim, onları ibadetten uzaklaştıracak hareketlerden özenle kaçınalım." Ancak, Hatipoğlu'nun programı sırasında beni rahatsız eden görüntülere değinmeden de geçemeyeceğim.
Kamera ne zaman vatandaşların oturduğu bölüme çevrilse, bir yandan telefonla konuşup bir yandan yakınlarına el sallayan, görüntüye girmek için neredeyse takla atan, en ciddi konuşma sırasında bile gülüp kahkaha atan insanlar görüyorum.
Yahu güzel kardeşim; ta Mardin'den, Diyarbakır'dan, Trabzon'dan sırf Hatipoğlu Hoca'yı izlemek için gelecek ekonomik gücün varsa, kendine akıllı telefon alıp yakınlarınla görüntülü konuşma durumun da vardır herhalde değil mi?
Öyleyse neden bu güzel programı berbat edip duruyorsun?
Kendine saygın yoksa, değerli hocamıza ve biz ekran başındakilere saygın olsun bari...