YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Fatih Terim’e yüklenmeden önce...

Fatih Terim'i çok severim. Hani karşılıklı tavla oynasak, onu tutacak kadar... Sadece futbol adamlığını değil, şahsiyetini de...
Terim, Hırvatistan ve İspanya karşısında alınan başarısız sonuçların tek sorumlusu olduğunu ilan etti. Özellikle de bir şey için özür diledi Türk milletinden. Bu kadar 'teslimiyetçi' bir takımı önümüze çıkardığı için... Öyle ya, biz Fatih'in fedailerini hep son dakikaya kadar savaştıkları için basmadık mı bağrımıza? Hani biz bitti demeden bitmezdi. İlk kez, daha maç başlamadan 'Bitti' dedik biz... Pek çok futbolcumuz, İspanya maçını daha hakem başlama düdüğünü çalmadan korkak beyninde ve ürkek yüreğinde oynayıp 3-0'a bağlamıştı... İşte bu yakışmadı Fatih Terim'e... Belli ki bu kez sıkı yapışamamıştı dizginlere.
Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. En kolayı, başarısızlığı eleştirmektir. Evet, Mehmet Topal'dan stoper yaratmaya çalışmak maceraydı. Kendi takımında zor yer bulan Ozan Tufan'dan 'beyin' üretmek, aklı transferiyle meşgul Gökhan Gönül'e savunmanın sağ kanadını teslim etmek, karısıyla ilgili kriminal sorunlarla boğuşan Burak Yılmaz'ı gol umudu olarak ileri sürmek, Fenerbahçe'den sürgün edildiği için ligin ikinci yarısı forma giyemeyen Caner'den medet ummak... Milli takım kampı değil, sanki 'rehabilitasyon merkezi'ydi bizimkisi... Öyle olunca da kaynayan kazana döndü kamp günleri. Hoca'ya karşı gelenler içeriden, takım dışında kalanlar dışarıdan oymaya başladı yapıyı. Terim ilk kez çaresizdi. Çünkü 'alternatif' yoktu ve eldeki malzeme buydu. Gençleri sahaya sürse, bu kez de 'Tecrübeliler niye kadroda yoktu?' diye başına üşüşecekti akbabalar.
Kimse farkında değil ama Terim'in başını derde sokan, federasyonun sınırsız yabancı oynatma kararı oldu. Elde 'öz kaynak' kalmayınca 'taşıma suyla' değirmen döndürmeye çabaladı Terim ve ekibi. Eldekiler formsuz, kulübedekiler de yetersiz kalınca facia kaçınılmaz oldu.
Bir de... Sanki herkes işini dört dörtlük yapıyormuş da bir tek Fatih Terim aldığı paranın üzerine yatıyormuş gibi bir izlenim uyandırılıyor. Yahu adam basın toplantısında tercümana işini nasıl yapması gerektiğini öğretmeye çalışıyor; futbola nasıl sıra gelsin?