YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Teknoloji emrimizde

Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak, özellikle biz gazetecilerin işlerini bir hayli kolaylaştırdı. Ama sonsuz internet olanakları ve gelişen dijital teknolojilere sırtını dönüp işlerini zora sokan meslektaşlarım olduğunu görüp üzülüyorum. Tıpkı bizim Hıncal Ağabey gibi...
Sevgili Hıncal Uluç, neredeyse gün aşırı köşesindeki editoryal hatalardan yakınıp durur. 'Bilgisayar benim yazdığım kelimeyi değiştirmiş' ya da 'Yazımın sonundaki en vurucu paragraf uçmuş' gibi...
Anlıyorum ki, Hıncal Ağabey de yazısını biz okurlarıyla aynı anda gazete sayfasında ya da internet sitesinde görüyor. Ben de yakın bir zamana kadar aynı sorunu yaşıyordum. Yazılarımı dikkatle okuyup düzeltmeme rağmen gözümden kaçanlar, editoryal elekten de geçince ortaya ciddi hatalar çıkıyordu. Hoş, hâlâ dalgınlığımıza kurban gidip köşede büyük çamlar deviriyoruz ama son zamanlarda bunu azaltmayı başardım.
Peki ne yapıyorum? Eğer gazetede yoksam, yani köşenin prova baskısına 'Olur' veremiyorsam, sayfa sekreteri arkadaşlarımdan ricada bulunup sayfayı bana özel şifreyle internet üzerinden göndermelerini sağlıyorum. Köşemi dijital ortamda son bir kez okuyup 'okurlardan önce' hataları düzeltme fırsatı yakalıyorum. Yani ben nerede olursam olayım, köşem baskıya gitmeden önce cep telefonumda oluyor.
Peki bunu neden Hıncal Ağabey'e telefon açıp da söylemek yerine burada yazdım? Pek çok meslektaşımın aynı dertten mustarip olduğunu biliyorum da ondan. Bu vesileyle 'sırrımı' paylaşıp işlerini kolaylaştırmak istedim.