YÜKSEL AYTUĞ Sabah YÜKSEL AYTUĞ

Ramazan bir yemek festivali değildir

Tabii ki ailece oturulan, şükür duası ile başlanan iftar sofralarının anlamı büyük. Ama üzülerek görüyorum ki, Ramazan sadece iftar sofraları ile öne çıkan bir yemek festivali havasına dönüştürülmeye çalışılıyor. Gündüz kuşağı programlarının büyük bölümü, akşam iftarda yenilecek yemek tarifleri üzerine. Haber bültenleri sürekli yemek tarifi veriyor. Televizyon reklamları da mükellef sofralarla bezeli.
Oysa oruçla geçirilecek bir Ramazan günü, aç kalınan 17 saat boyunca sürekli akşam yenilecek yemeğe odaklanmayı gerektirmiyor. Eğer böyle olursa, oruç ve ibadet amacından şaşmış olur.
Ben bir din alimi değilim. Sadece inancım ve mantığımın rehberliğinde, aklıselim eşliğinde konuşuyorum. Kafada sürekli akşam yiyeceği yemek olan, gün boyunca nefes almadan iftara hazırlanan, bu nedenle neredeyse diğer ibadetlerini aksatacak hale gelen, açlığı nedeniyle yemek hazırlama konusunda ifrata kaçan kişi gerçek bir mümin olabilir mi?

DÖRTLÜ SİNYAL GİBİ
Hazır yeri gelmişken; Ramazan boyunca gördüğüm ve yüce dinimizle bağdaştıramadığım bir başka olaya daha değinmek istiyorum.
Yaz sıcağında 17 saat aç ve susuz kalmak tabii ki sinirleri olumsuz yönde etkileyecektir. Ama orucu, şiddete mazeret olarak göstermek bence bu yüce ibadeti sakatlar. Her şeyden önce de bu şahane barış dininin ruhuna aykırılık oluşturur. Siz oruç tutacaksınız ama gün boyunca dörtlü sinyal yakar gibi, 'Aman bana bulaşmayın, oruçlu ağzımı açtırmayın, üzerime gelmeyin' diyerek sağa sola saldırmayı, afra tafra yapmayı; orucun yarattığı fiziksel ve ruhsal zorluğa bağlayacaksınız, öyle mi? Bunlar nasıl nefis terbiyesidir? Böyle tutulan bir orucun Allah katında makbul olacağını mı sanırsınız? Oruç sadece tutulan değil, aynı zamanda 'idrak edilen' bir ibadet ritüelidir, unutmayalım!